Posts Tagged “sevda”
Fatih Tarafından Astroloji Kategorisine Yazıldı
OĞLAK 22 Aralık - 20 Ocak
AŞK: Bu hafta ortasında yoğun duygularınızın etkisi ile bağımlılıklarınızı sorgulayabilir ve özgür kalmak isteyebilirsiniz. Ama kendinizden çok eşinizin ve aile bireylerinin sorunları ile ilgili olduğunuzdan tek başına hareket etmeniz zorlaşıyor. Her şeyi kontrol etmek sevdasından vazgeçtiğiniz anda özgürleşeceğinizden emin olunuz.
PARA: Başkalarının para ve olanakları size yeni kapılar açabilir. Önünüze çıkan fırsatlardan yararlanarak yatırım ve ödemeler konusunda dikkati elden bırakmayınız. Ayrıca çocuklara ve evle ilgili onarımlara yaptığınız bütçe dışı harcamalar sizi zor durumda bırakabilir. Hobilerinizden para kazanmanın yollarını araştırarak, hayatınızı kolaylaştırabilirsiniz.
Sayfanın Devamını Oku »
Tags: sevda
Yorum yok »
Fatih Tarafından Eğlence Kategorisine Yazıldı
Gazeteci Orhan Aldinç ile resim öğretmeni Süheyla Aldinç’in kızı olarak istanbul’da doğdu. Öğrenimini Marmara Üniversitesi Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek okulu Seramik bölümünde tamamladı Yıldız Porselen Fabrikası’nda altı yıl desinatör olarak çalıştı. Aynı yıllarda müzik çalışmalarını amatörce sürdürdü. Ayşegül Aldinç sanat kariyerine Eurovision Şarkı Yarışması’nda Modern Folk Üçlüsü ile katıldığı ve Ali Kocatepe’nin bestesini seslendirdiği Dönme Dolap isimli şarkıyla başladı. Aynı zamanda ilk 45′liği olan bu plaktan sonra Ayşegül Aldinç profesyonel müzik hayatına atıldı ve 1988 yılında albümü … ve Ayşegül Aldinç’i hazırladı. Karasevda ve Gözlerin Su Yeşili adlı şarkıların bugünlere kadar geldiği bu albümden sonra 1991′de Benden Söylemesi isimli albüm yayınlandı. Sorma gibi daha sonra pek çok sanatçı tarafından da yorumlanan şarkılar bu albümde yer aldı.
Tags: ölüm, resim, sevda
Yorum yok »
Fatih Tarafından Eğlence Kategorisine Yazıldı
Emral ve Celal Avşar’ın ilk çocukları olarak, 10 Ekim 1963′te, Edremit’te dünyaya geldi. Orta halli bir ailenin üç çocuğundan biri olan Hülya Avşar, liseyi bitirdikten sonra öğrenimine devam etmedi. Küçük yaşta yaptığı evlilik çabuk sona erdi ve Mehmet Tecirli’den boşanması Avşar’ın yaşamını tamamen değiştirdi.
Türkiye kamuoyu Hülya Avşar adıyla ilk kez Bulvar Gazetesi’nin düzenlediği Kainat Güzellik Yarışması’yla duydu. Yarışmada birinci seçilmişti seçilmesine ama başından geçen evlilik nedeniyle tacı geri alındı. Bu olay, daha sonraki yıllarda onun “taçsız kraliçe” olarak anılmasına neden olacaktı.
Sayfanın Devamını Oku »
Tags: fat, program, sevda
Yorum yok »
Fatih Tarafından Eğlence Kategorisine Yazıldı
Çelik Erişçi, 1966 yılında İstanbul´da doğdu.İstanbul Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi´nden mezun oldu.Müzik yaşamına İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikîsi Devlet Konservatuar´ında başladı.1991 senesinde Ercan Saatçi ve İzel Çeliköz´le biraraya gelerek ‘İzel, Çelik, Ercan’ adını verdikleri toplulukla ‘Özledim’ adlı bir albüme imza attılar.
Kariyerine tek başına devam etmeye karar veren Çelik, gruptan ayrılarak solo albümünün çalışmalarına başladı.1994 yılında ‘Ateşteyim’ isimli ilk albümünü çıkardı.1995´te ikinci albümü ‘Benimle Kal’ı çıkardı.’Hercai’ adlı şarkısı 1995 Kral TV Video Müzik Ödülleri´nde ´En İyi Beste´ ödülüne layık görüldü.’Sevemem’ adlı parçasıyla Makedonya´da ödül aldı.1996 yılında piyasaya sürülen ‘Yaman Sevda’ albümünde, alışılagelen Çelik sound´undan farklı olarak rock etkileri göze çarptı.
Sayfanın Devamını Oku »
Tags: hasret, okuma, sevda, sevgiler, yemek
Yorum yok »
Fatih Tarafından Eğlence Kategorisine Yazıldı
1990 sonrası pop müzikteki patlamanın ardından bugüne kalan bir kaç isimden birisi Bendeniz (Deniz Çelik). 25 Temmuz 1973 yılında İsviçre’de dünyaya gelen Bendeniz, Erenköy Kız Lisesi’nden mezun oldu. Lise öğreniminin ardından tekrar İsviçre’ye dönerek iki yıl boyunca büro işleri alanında bir meslek yüksekokuluna devam etti. Bir süre Türkiye’nin ilk bayan futbol takımı Dostlukspor’da oynadı.
Bu dönemde yapmış olduğu bestelerini somut bir çalışmaya dökmek üzere bir takım olanaklar aramaya başladı. Bir arkadaş toplantısı sırasında tesadüfen orada bulunan Raks Müzik Yapım’dan bir yetkilinin kendisini dinlemesiyle şöhret kapısı aralanmış oldu. Raks ile anlaşarak 3 - 4 aylık yoğun bir çalışmanın ardından kendi adını taşıyan ilk albümünü çıkardı. Düzenlemelerini Garo Mafyan’ın yaptığı albümden ilk klip, “Ya Sen Ya Hiç” adlı parçaya çekildi. Neslihan Yargıcı’nın hazırladığı ilginç kostümüyle müzikseverlerin hafızalarında “Abajur Kız” olarak yer alırken, albüm, bir milyona yaklaşan tirajıyla büyük başarı kazandı. Diğer yandan “Ya Sen Ya Hiç” adlı klibiyle, dünyanın en büyük müzik televizyonlarından biri olan MTV’nin düzenlemiş olduğu yarışmanın Türkiye elemelerinde dört iddialı klibi geride bırakarak Avrupa elemelerine katılmaya hak kazandı. 19 ülkeden 19 klibin yer aldığı yarışmada Türkiye’yi temsil ederek 11. sırada yer aldı.
Sayfanın Devamını Oku »
Tags: arama, bayan, dostluk, sevda, sözler, televizyon
2 Yorum Var »
Fatih Tarafından Kütüphane Kategorisine Yazıldı
Güneybatı Anadolu’nun küçük bir kasabasında, Müslüman ve Hıristiyan toplumu yüzyıllardır barış ve huzur içinde yaşamaktadır.Kasabada süregelen gizli karasevdalar, farklı inançlardaki iki din adamının bakış açıları, birbirine karışmış ve kaynaşmış iki toplumun ilginç karakterleri Anadolu’nun bu kıyısını dünyanın birçok yerinden ayırmaktadır.
Ne var ki kısa bir süre sonra o büyü bozulur. Savaş korkunç yüzünü din ve milliyetçilik uğruna işlenen katliamlarla gösterir. Artık açlık ve düşmanlık ortalıkta kol gezmektedir. Ve bu küçük kasabanın dışında askeri dehası ve akıl almaz cesareti ile ülkenin kaderini hayalinde yaşattığı biçimde yeniden çizen bir Mustafa Kemal vardır. Zamanımızın en iyi ve en sevilen yazarlarından olan Louis de Bernières, Kanatsız Kuşlar’daki destansı anlatımı ve derinden etkileyen temalarıyla geçmişimize muhteşem bir yolculuk yaptırıyor.
Tags: cesaret, huzur, milliyet, sevda
Yorum yok »
Fatih Tarafından Nedir Kategorisine Yazıldı
26 Mart 1969 yılında Bingöl’de doğdu. İlk ve Orta dereceli okulları bu şehirde tamamladı. 22 çocuklu bir ailenin ferdi olan Mahsun Kırmızıgül İstanbul Teknik Üniversitesi Konservatuarı’ nda müzik öğrenimi gördü. 1980 yılında müzik çalışmalarına başlayan sanatçı amatörce 8 albüm yaptı. Profesyonel anlamda ilk albümü “Alem Buysa Kral Sensin” le 1993′ te yayınlandı.Daha sonra “Bebeğim” ,”İnsan Hakları” ve “Sevdalıyım Hemşerim” adlı çalışmalarını yayınladı.
1994′ ün ikinci yarısında Prestij Müzik şirketine Hilmi Topaloğlu ve Burhan Aydemir’ den sonra üçüncü ortak olarak giren Kırmızıgül, sanatçı kişiliğinin yanı sıra yapımcı olarakta müzik sektörü içindeki yerini aldı.
Sayfanın Devamını Oku »
Tags: sevda
Yorum yok »
Fatih Tarafından Makaleler Kategorisine Yazıldı
Evden acele ile çıkmıştım. Koşar adımlarla metroya doğru ilerlerken bir yandan öğrencilere vereceğim dersin planını yapıyor, bir yandan da çiseleyen yağmurda ıslanmamaya çalışıyordum.Yürüyen merdivenlerle metro istasyonuna indim. Trenin gelmesine iki üç dakika vardı. Bu treni kaçırırsam, on dakika daha beklemem gerekecekti ve dersime geç kalacaktım.Adımlarımı sıklaştırmaya, neredeyse koşmaya başladım. Elimde çanta olmasa, belki de koşacaktım.
Metroda benimle aynı yönde ilerleyen birisinin elindeki uzunca değnekten çıkan, “tak, tak, tak” sesleri, telaşımı ve kafamdaki düşünceleri birden unutturdu. Belli ki, onun da acelesi vardı. Sırtındaki büyükçe çantası ve elindeki değneği ile, neredeyse benim kadar hızlı adımlarla ilerliyordu. Biraz dikkatlice bakınca bu kişinin bir bayan ve aynı zamanda ‘görme özürlü’ olduğunu anladım. Kendi kendime, “Acaba onun telaşı neden?” diye sordum. Belki de dünyayı hiç görmemişti.Özürlü haliyle tek başına ilerlese de;tavırları ve yürüyüş şekli ona, kendisine çok güvenen bir insan görünümü veriyordu.
Acaba acele bir işi mi vardı? Bir anlık her şeyi unuttum. Sanki her şey ağır çekimdeymiş gibi hareket etmeye başladı. Onun, değneğiyle sağını solunu kontrol ederek önüne çıkabilecek engelleri anlaması, kendine yol açması, belki de yaşama azminin bir göstergesi idi. Merdivenlere yaklaştığımızı hissettim. “Acaba merdivenlerden inerken kendisine yardım etsem mi?” diye düşünürken, o merdivenlerden inmeye başladı. Sanki dünya dümdüz olmuş, karşısında hiçbir engel kalmamış gibi merdivenlerin sonuna geldi.
Acaba, değneğinin ucunda onu yönlendiren bir şey mi vardı, ya da bu bayan bir şaka mı yapıyordu? Kafamdaki düşünceleri toparlamaya çalışırken, metronun durağa geldiğini fark ettim. Merakım beni bu bayanın yanına çekti ve onunla aynı kompartımana bindim. Oturduğu koltuğa iyice yerleştikten sonra, değneğini katlayıp hızlı bir şekilde çantasının ön bölmesine koydu. Çantasının başka bir bölmesini açarak, büyükçe bir şeyi çıkarmaya çalıştı. Acaba bir walkman veya yiyecek-içecek gibi bir şey mi çıkaracak diye düşünürken, kalbimden de acıma duygularının yükseldiğim hissettim.
Belki de dünyayı görmeyi ne kadar çok istiyordu; ağaçlar, evler, araçlar, insanlar ve gözler… görecek o kadar çok şey vardı ki! O an için kendimi çok ayrıcalıklı hissettim. Göz, dünyaya açılan bir pencereydi ve ben onların kıymetini fazla bilmiyordum. Ama ne kadar çok şey ifade ettiklerini o bana anlatıyordu.
Bayanın, çantasından çıkardığı kalınca, kitap türü bir şeyin gözüme ilişmesiyle bu düşüncelerimden sıyrıldım.Acaba o çıkardığı bir katalog muydu diyecektim ki, onun görme özürlü olduğu aklıma geldi. Derken sayfaları karıştırıp, parmaklarının uçlarıyla yoklayarak bir yerde durdu.
Herhalde aradığı sayfayı bulmuştu. Hemen sağ elinin işaret ve orta parmaklarını kabarık işaretler üzerinde gezdirmeye başladı. Kitap okuyordu Fakat o görmüyordu ki… Birkaç saniye daldım… Kitap okumak yalnızca görenlere has bir şey değil miydi? Anladım… Artık o gözleriyle değil; kalbiyle,duygularıyla, ruhuyla okuyordu…. Ve kendimden utandım.
Aylardır çantamda taşıdığım ve üç beş sayfanın dışında pek okumadığım kitap geldi aklıma; ve yıllarca hiç kitap okumayanlar. Keşke onlar da, insanı düşündüren, hatta utandıran şu görüntüye şahit olsalardı. Dünyada milyonlarca insan var… Ama okumak… Neden ben…
Aniden kesik kesik düşüncelerimden sıyrıldım. Bir sayfayı okuyup bitirmiş ve diğer bir sayfaya geçmişti. Parmaklarını kabarık işaretler üzerinde ustaca gezdirmesinden, bu işe yatkın birisi olduğu anlaşılıyordu. Demek ki iyi bir okuyucu idi. Ama ne okuyabilirdi ki? Binlerce kitap, dergi ve gazetenin, görme özürlü olanlar için günlük, haftalık olarak hazırlanması belki de mümkün değildi.
Anonsun uyarısıyla, ineceğim durağa geldiğimi anladım. Daha dört dakika geçmişti; ve bu kadarcık kısa bir sürede dahi kitap okumak çok önemliydi. Bana bu dersi veren görme özürlü o kadın da kitabını çantasına koymaya ve durakta inmeye hazırlanıyordu.
Az sonra tren durdu. Önce onun inmesini bekledim. Değneği ile onca insanın arasından “tak… tak… tak..” sesleriyle ilerliyordu. Arkasından birkaç saniye baktım ve sanki değnekten çıkan o tak tak’lar beynimde, oku… oku…oku.. oku ve şükret diye yankılanıyordu.
Tags: hasret, Makaleler, okuma, sevda
Yorum yok »
|