Posts Tagged “namaz”

Hemen hepimiz tüm kışı midemizi şişirip, kanepede pinekleyerek geçirdikten sonra, yaz gelince bikini krizine girerek, aldığımız fazla kiloları bir anda vermek istiyoruz. Peki vücudumuzu yaza nasıl hazırlarız? Hem okuyun, hem de çekilişimize katılın! Yaz geldiğinde hepimiz ayna karşısına geçer, mayolu halimizi hayal ederiz ve kilolarımız derhal gözümüze batar. Kısa bir sürede bu kilolardan kurtulmak isteriz . Radikal diyetlere ve yoğun estetik ve jimnastik programlarına başvururuz. Aslında yıl boyunca vücudumuza her gün 5 dakikalık bir ilgi göstermiş olsaydık, yaza çok daha rahat ve stressiz giriyor olacaktık.
Bilmemiz gereken şey, vücudumuza ritmik bir bakım yaparak problemlere çok daha çabuk çözüm bulabileceğimiz.

Düzenli ve dengeli ritmik bakımlar netice açısından çok önemlidir. Organizmanın hafızası vardır, daha doğrusu her hücremizin kendine özgü bir hafızası vardır. Organizmamız ona yapılan iyi ve kötü şeyleri kaydeder ve daha sonra farklı tepkiler verir. Örneğin; yanlış bir radikal diyeti organizma hafızasına alır. Belki diyetin hemen ardından belli bir netice elde eder ve zayıflarsınız ama, çok kısa süre sonra organizma tepki verir ve verdiğiniz tüm kiloları, hatta biraz fazlasını geri alırsınız . Ayrıca tekrar aynı diyeti yaptığınızda, kesinlikle tartınızın ibresi 1 gram bile oynamaz ; çünkü organizma bu diyeti kaydetmiştir ve ona karşı kendine savunma mekanizması geliştirmiştir. Bu tarz radikal diyetler uygulamış kişiler bunu çok iyi bilirler. Organizmaları daha sonra denedikleri çoğu diyete cevap vermez .

Sayfanın Devamını Oku »

Tags: , , , , , , , , ,

Comments Yorum yok »

Asıl adı Gordon Sumner olan Sting 1951 yılında İngiltere’de sütçü bir baba ile kuaför bir annenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Kuaförlüğünün yanısıra aldığı klasik piyano eğitimi ile Sting’in müzikkal kariyerinde önemli isimlerden biri olan annesi aynı zamanda onun ilk öğretmeni. Müziğe ilgisini farkeden annesinden aldığı klasik piyano eğitimi sayesinde kazandığı müzik bursuyla aynı alanda eğitimine okullu olarak devam etti.. Ama gözü hep gitardaydı. Yine de piyano eğitiminin üretkenliğinde ve yarattığı müzikal çeşitlilikteki etkisi yadsınamaz. Eğitimini tamamladıktan sonra Londra yollarına düşen Sting burada tanıştığı baterist Stewart Copleand ve gitarist Andy Summers ile birlikte ünlü The Police grubunu kurdu. 1977 yılında kurdukları Police’i 1983 yılına kadar sürdüren grup yaptıkları birçok parçayla müzik listelerini altüst etti. Keskin duruşları ve şarkılarının içerdiği sözler nedeniyle dönem dönem BBC tarafından çalınması yasaklanan parçalara imza attılar. Tüm bu sürece ve Police grubunun gördüğü ilgiye rağmen Sting’in solo kariyerinde aldığı başarılar bu yıllardaki popülaritesiyle dahi ölçülemez. Grup müziğinden solo albümlere geçen birçok müzisyenin eski başarısını yakalayamadığı müzik piyasasında Sting adeta yeniden doğdu.

Tags: ,

Comments Yorum yok »

Abdestsiz sofuya namaz dayanmaz.
Acele ise, şeytan karışır.
Acele yürüyen yolda kalır.
Acemi katır kapı önünde yük indirir.
Acı acıyı bastırır, su sancıyı.
Açık yaraya kurt düşmez.
Acıkan doymam, susayan kanmam sanır.
Acındırırsan arsız, acıktırırsan hırsız olur.
Aç ayı oynamaz.
Aç bırakma hırsız edersin, çok söyleme arsız edersin.
Aç koynunda azık durmaz.
Aç köpek fırın yıkar.
Aç tavuk rüyasında kendini darı ambarında görür.
Aça dokuz yorgan örtmüşler, yine uyuyamamış.
Açın imanı olmaz.
Açın karnı doyar gözü doymaz.
Açlık ile tokluğun arası bir dilim ekmek.
Adam eşeğinden, kadın döşeğinden belli olur.
Adamak kolay, ödemek güçtür.
Adamakla mal tükenmez.
Adamın iyisi iş başında belli olur.
Ağaca balta vurmuşlar “sapı bedenimden” demiş.
Ağaca çıkan keçinin doğurduğu oğlak dala bakarmış.
Ağaca dayanma kurur, insana güvenme ölür.
Ağaç ne kadar meyve verirse, dalı o kadar yere eğilir.
Ağaç ne kadar uzarsa uzasın göğe değmez.
Ağaç ne kadar yüksek olsa da yaprakları yere düşer.
Ağaç yas iken eğilir.
Ağaçtan maşa Yörükken paşa olmaz.
Ağır kazan geç kaynar.
Ağır tas batman döver.
Ağız yemeyince yüz utanmaz.
Ağlama ölü için, ağla deli için.
Ağlamayan çocuğa meme vermezler.
Ağlarsa anam ağlar, gerisi yalan ağlar.
Ağlayak da gözden mi olak?
Ağrısız baş mezarda gerek.
Ağzı açık ayran delisi.
Ahmak misafir ev sahibini ağırlar.
Ak akçe kara gün içindir.
Ak koyunun kara kuzusu da olur.
Akan su yosun tutmaz.
Akçe bulsam, çıkı yok
Akıl akıldan üstündür.
Akıl yasta değil baştadır.
Akıllı düşünene kadar, deli oğlunu evermiş, torunu olmuş.
Akıllı evladın var, neylersin mali, akılsız evladın var neylersin mali?
Akılsız bastan sefil taban ne çeker.
Akılsız başın cezasını ayaklar çeker.
Akılsız köpeği yol kocatır.
Akılsızın şaşkını beyaz giyer kış günü.
Akrabanın akrabaya ettiğini akrep etmez.
Akranıyla konuşmayanın sesi, semadan gelir.
Akşam gelen misafirin, yiyeceği bulgur sıkısı, yatacağı ahır sekisi.
Akşamın hayrından sabahın şerri hayırlıdır.
Al elmaya tas atan çok olur.
Al yakışırken, el bakışırken.
Alacağın bir iğne, çeliğin okkasını orantıya vurursun.
Alışmış kudurmuştan beterdir.
Alim unutmuş, kalem unutmamış.
Allah aptala eşeğini kaybettirir, sonra buldurup sevindirir.
Allah şaşırttı mı, dayıya hala dedirtirmiş.
Allı yelek, pullu yelek, canfes neye gerek?
Alma mazlumun ahini çıkar aheste aheste.
Altın esik gümüş eşiğe muhtaçtır.
Altın yere düşmekle pul olmaz.
Altının kıymetini sarraf bilir.
Anan turp, baban şalgam, sen içinde gülbe şeker.
Ananın bastığı yerde yavru ölmez.
Anasına bak kızını al, astarına bak bezini al.
Anlayana Sivrisinek saz anlamayana davul zurna az.
Aptal düğünden çocuk oyundan usanmaz.
Aptalın karnı doyunca gözü yolda olur.
Ar gözden, kar yüzden anlaşılır.
Ar namus tertemiz.
Arap eli öpmek, dudak karartmaz.
Arayan belasını da devasını da bulur.
Ari satmış namusu tellala vermiş.
Arife günü yalan söyleyenin, bayram günü yüzü kara çıkar.
Arkadaş dediğinin gölgesinde suç islenir.
Arkadaşlık pazara kadar değil mezara kadardır.
Arkalı it kurdu boğar.
Armudu sapıyla, üzümü çöpüyle, pekmezi küpüyle.
Arpa ekinde buğday bekleme.
Asil azmaz, bal kokmaz, kokarsa yağ kokar, aslı ayrandır.
Aslan yattığı yerden belli olur.
Aslında olan tırnağına getirir.
Aş sabahın iş sabahın.
At alırsan yazın, deve alırsan güzün, avrat alırsan gezin ha gezin.
At binenin kılıç kuşananındır.
At ile avrat yiğidin ikbalindendir.
At karnından, yiğit burnundan bellidir.
At olacak tay yürüyüşünden belli olur.
At ölür de, itler bayram eder
At sahibinin altında kişner.
At ver hısım ol, kız ver hasım ol.
At, sahibine göre kişner.
Ata et, ite ot verilmez.
Atasözü tutmayan, uluya uluya kalır.
Ateş düştüğü yeri yakar.
Atın iyisi arkadan gelmez.
Atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli derler.
Atın ölümü arpadan olsun.
Atlar tepişirken arada eşekler ezilir.
Atlı, itli sığmış, bir çocuk sığmamış.
Av alma, komşu al.
Avradı er zapdetmez, ar zapt eder.
Ay bozmaz, süt kokmaz. Kokarsa ayran kokar, çünkü aslı süttür.
Ayağa dokunmadık taş, başa gelmedik iş olmaz.
Ayağın sığmayacağı yere baş sokulmaz.
Aydan gelen halı üstüne, günde gelen kül üstüne.
Aylak sirke baldan tatlıdır.
Az sabırda, çok keramet vardır.
Az tamah, çok ziyan getirir.
Az yasa, uz yasa, akıbet gelecek basa.
Azıtmış, kudurmuştan beterdir.

Tags: , , , , , , , , , , , , , ,

Comments Yorum yok »

Şiir : İbrahim Sadri - İstanbul’a Kar Yağıyordu

Yetmişdokuzun kışıydı
Sertti, soğuktu
İstanbul’a kar yağıyordu
Kömür yanıyordu sobalarda
Geceleri polisler, bekçiler oluyordu
Bir de biz oluyorduk
Ölümüne üşüyorduk ha,
Yalan yok, polisler de üşüyordu
Onaltı yaşındaydım
Herşeyi bükecek bileğim vardı
Onaltı yaşındaydım
Aslan gibi ortadaydım
Gündüzleri, okulda coğrafya defterimin arkasına
Senin için şiirler
Geceleri duvarlara ülkemi kurtarmak için
Kahrolsun yazacak kadar adamdım
Onaltı yaşındaydım
Ne senin haberin oluyordu şiirlerimden
Ne de birileri kahroluyordu
Mahalle duvarlarına çiziktirdiğim harflerimden
Onaltı yaşındaydım
Yalan yok
Ben yazmaya böyle başladım
Coğrafya defterim bir eskiciye kurban gitti
Duvarlarına yüreğimi bağırdığım o evler birer birer
Yıkıldı gitti
Şimdi güzel kağıtlara yazıyorum
Kocaman laflar ediyorum
Marşlar biliyordum
Kitaplar okuyordum
Koşarak ve ıslanmadan geçiyordum sulardan
İstanbul’u seviyordum
Seni seviyordum
Dualar öğreniyordum
Meydanlarda toplanıp bağırıyordum
Herkes gibiydim
Herkes kadar cesur
Herkes kadar korkak
Herkes kadar filinta delikanlı
Ve herkes kadar buralı
Yetmişdokuzun kışıydı
Sertti soğuktu
İstanbul’a kar yağıyordu
Ağzımızdan dumanlar çıkıyordu konuşurken
Haliç’in arkasında toplanıyorduk
Gece adamı içine çekiyordu
Biz geceyi içimize çekiyorduk
En güzel ben yazıyordum duvarlara yazıları
Herkes beni seviyordu
En güzel şiirleri de ben yazıyordum oysa
Coğrafya defterimin arkasına
Bunu kimse bilmiyordu
Sizin evin duvarına “kahrolsun” diye yazıyordum
Ve hızla kaçıyordum
Sizin evin duvarına birkez olsun
“Seni seviyorum” diye yazamadım
O zaman duvarlara öyle şeyler yazılmıyordu
Dedim ya
Yetmişdokuzun kışıydı
Sertti soğuktu
İstanbul’a kar yağıyordu


Şiir : İbrahim Sadri Yalan

Sayfanın Devamını Oku »

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , ,

Comments Yorum yok »

Anneannesinin sözleri yankılandı kulaklarında:

-Oğlum,namaz hiç bu vakte bırakılır mı?

Anneannesinin yaşı yetmişe dayanmıştı,ama ezan okunduğu vakit yerinden sıçrar,yaşından beklenmeyecek bir hızla abdestini alır ve namazını kılardı.

Kendisi ise,nefsini bir türlü yenemiyordu.Hep ne oluyorsa?namaz son dakikalara kalıyor,bu sebeple namazını alelacele edâ ediyordu.Bunu düşünerek kalktı yerinden,gözü saate kaydı.Yatsı ezanının okunmasına on beş dakika kalmıştı.Başını her iki yöne pişmanlıkla sallayarak,”Yine geciktirdim namazı.”dedi kendi kendine…

Sayfanın Devamını Oku »

Tags: , ,

Comments Yorum yok »

Anneannesinin sözleri yankılandı kulaklarında: ”Oğlum
namaz hiç bu vakte bırakılır mı?” Anneannesinin yaşı
yetmişe dayanmış, ama ezan
okunduğu vakit yerinden sıçrar, yaşından beklenmeyecek
bir hızla abdestini alır ve namazını kılardı. Kendisi ise,nefsini bir türlü yenemiyordu. Ne
oluyorsa, hep… namaz son dakikalara kalıyor, bu
sebeple namazını alelacele eda ediyordu. Bunu
düşünerek kalktı yerinden, gözü saate kaydı. Yatsı
ezanının okunmasına on beş dakika kalmıştı. Başını her
iki yöne pişmanlıkla sallayarak, “Yine geciktirdim
namazı.” dedi kendi kendine.

Kıvrak hareketlerle abdestini aldı ve daha elini
yüzünü tam kurulamadan kendisini odasına attı.
Mecburen, hızlı hareketlerle namazı eda
etti. Tesbihatını yaparken anneannesini düşünmeden
edemedi. “Bu halimi görse, tatlı-sert kızardı yine
bana.” dedi. Çok seviyordu onu …Hele öyle bir namaz
kılışı vardı ki, onu hep bir gökkuşağı hayranlığıyla
seyrederdi. Namazda öyle bir mahviyeti vardı ki…
hicabından renkten renge girerdi. O gün akşama kadar derse girmişti. Müthiş bir ağırlık
vardı üzerinde. Duasını yaparken, başını ellerinin
arasına alıp secdeye durdu. Namazdan sonra bir süre bu
şekil tefekkür etmeyi severdi. Gözleri kapanır gibi
oldu. “Ne kadar da yorulmuşum.” dedi. Daldı gitti
öylece….

Sayfanın Devamını Oku »

Tags: , , ,

Comments Yorum yok »

1