Posts Tagged “Gazeteler”
Fatih Tarafından Eğlence Kategorisine Yazıldı
25 Haziran 1941 İstanbul doğumludur. Annesi İstanbul Belediye Konservatuarı’nda Klasik Batı Müziği piyano öğretmeni olduğundan dolayı ilk enstrümanı piyano oldu. Hatta kendisine sorulduğu zaman:
- “Ben piyano çalmaya nasıl başlamış olduğumu bile bilmiyorum. Bu enstrümanı doğal olarak çalıyorum.Ben gitarcıyım!”, der.
Alman Lisesi’nde okurken aynı zamanda konservatuara da devam etti. Gitara başlama tarihi 1956, ilk konser ise (piyanoyla) 29 Aralık 1957 Galatasaray Lisesi’ndedir.
Bu konser Erkin Koray’ın hayatının büyük bir dönüm noktasını teşkil etmiştir. O güne kadar Elektronik ve Atom Mühendisi olmak isteyen Erkin, belki kaderin cilvesi, belki de normal netice olarak, kendi tabiri ile “Elektronik Müzik Mühendisi” olur.
O konseri, tam bir ay sonra 25 Ocak 1958 de Eminönü Halkevi, 20 gün sonra Alman ve arkasından Avusturya Lisesi konserleri izler. Ve artık önüne geçilemeyen bir konserler zinciri birbirini takip eder. Gazeteler kendisinden “Rock’n'Roll Kralı” diye bahsediyorlardır artık…
1963 - 65 yılları arası askerlik yıllarıdır. Hava Kuvvetleri Caz orkestrası’nda Gitarist - Solist olarak görevini yapar. Söylediği şarkıların notalarını 14 kişilik orkestraya yazar. “Rock şarkılarını büyük orkestra ile söylemek çok şahane bir olaydı. Neredeyse askere tekrar gideceğim geliyor”, diye bahseder o yıllardan…
Askerden sonra “olayı yerinde incelemek” amacıyla doğru Almanya’ya gider. O sırada Beatles’ın da oradan şöhret olmuş olduğu, müziğin kalbinin attığı yer sayılan Hamburg’daki Star Club’da alır soluğu… Her gün en az üç İngiliz grubu çalmaktadır Star Club’da… Onları yakından izler. Bir çoğuyla da tanışır. Amaç Türkiye’de yapılacak olan şeyin hakkını vermektir. Bu arada Hiccups adlı bir Alman Grubu’yla da sahneye çıkmayı ihmal etmez. Ki, daha sonra o grubun basçısı Bernhard Weber’i yanına alarak dönecek ve bu olay Türkiye’de Hard Rock döneminin başlangıcı olacaktır.
Diğer yandan ilk Elektro - Bağlamayı da Şemsi Yastıman’a tarifini vererek yaptırıp, o konuda da bir ilk olur. “Ben sazcı değilim. Saz çalanlara örnek olsun diye yaptım”, der ama, sahnede kullanmayı da ihmal etmez.İki yıl sonra, askerden önce yaptığı “Bir Eylül Akşamı” adlı plak (kendi öyle diyor) sayılmazsa, ilk plağını dolduruyor: “Kızları Da Alın Askere - Aşk Oyunu”. Onu “Anma Arkadaş, Sana Birşeyler Olmuş, Kendim Ettim Kendim Buldum” gibi 45′lik plaklar takibediyor. (Diskografi bölümünde, çıkmış olan plakların tam listesini bulabilirsiniz)
1971′de Fransa’ya gider, döndüğünde “Yağmur” piyasaya çıkar. 1974′te ise “Şaşkın, Fesuphanallah, Estarabim, Arap Saçı” ile bu sefer başka bir döneme imzasını atar. Sonra uzunca bir yurtdışı seyahati 1975 -1984 yılları arasına rastlar. 1983 yılında Kanada’da bir kız çocuğu sahibi olur. Bu onun dönüş sinyalidir. Çünkü: “Ben çocuğumu en az 18 yaşına kadar Türkiye’de büyütmek isterim”, der.
Dönüşten sonra özel durumları yüzünden, “kızı ayağa kalkacak yaşa gelinceye kadar” bir aradan sonra, yine bir İLK’e adını yazdırır: İstanbul Beyoğlu’nda BİLSAK (Bilim, Sanat, Kültür Merkezi) nde ilk Rock Bar açılır.
“Bu da Elli’sinden sonraki ilk …”, diyor kendisi bu işe… Şimdi yüzlerce Rock Bar var Beyoğlu’nda… Orada eşine rastlanmayacak değişik bir formasyonla sahneye çıkar. Önünde klavye ve sırtında gitar…
Her babayiğidin harcı olmayacak bir gösteri yapıyor Erkin Koray sahnede…
Tags: Gazeteler, ölüm
Yorum yok »
Fatih Tarafından Kütüphane Kategorisine Yazıldı
Çıktığı günden itibaren ses getiren kitap, aynı zamanda bir gazeteci olan İrem Barutçu’nun araştırması. Türk basın tarihinde önemli bir yere sahip olan Hürriyet Gazetesi’nin kurucu ve yöneticileri Simavi ailesi üzerine gerçekleştirilen bu incelemede ”Simavi ailesi kimdi, nereden geliyordu?”, ”gücünü nereden alıyordu?”, ”basın imparatoru olmanın bedeli neydi?”, ”bu imparatorluk ne şartlar altında kurulmuş, nasıl büyümüştü?”, ”Simavi ailesi medyadan niye çekildi?” gibi soruların yanıtları aranıyor.
İrem Barutçu, kapsamlı çalışması için izlediği yöntemi de şöyle açıklıyor: ”Bu çalışma, ‘unauthorized’ olarak hazırlandı. Biraz açarsak, öyküsü, anlatılan kişi ya da kişilerden onay beklenmeksizin, tamamen gazetecilik tekniklerine dayalı, kapsamlı bir ön araştırmayla yola çıkıldı ve ana hatlar oluşturuldu. Sonra, ailenin yakın çevresinde bulunmuş, onlarla ‘iyi’ ve ‘kötü’ günleri paylaşmış yüze yakın tanıkla görüşüldü; detaylı arşiv taraması yapıldı ve belgeler dünyasında dolaşıldı. Araştırmanın belli bir aşamasında doğal olarak, öyküsü yazılan ailenin kapısını çalma ve belli konularda onların da görüşlerine başvurma ihtiyacı duyuldu.” Bugün hâlâ Türkiye’nin en çok okunan gazetelerinden biri olan Hürriyet Gazetesi’nin ‘dünü’yle ilgili, kapsamlı bir çalışma.
Tags: arama, Gazeteler, konular, öykü
Yorum yok »
Fatih Tarafından Nedir Kategorisine Yazıldı
Şebnem Scheffer’la bekaret tartışması yeniden alevlendi!
Bakire olduğunu açıklayan Şebnem Scheffer, ardından “Annesiyle birlikte beni aseksüel yaptılar” diyen Şenol İpek, bekaret tartışmasını yeniden başlattı. Gerçi uzun zamandır sadece Türkiye’de değil, ABD’de, Avrupa’nın büyük bir kısmında, Güney Afrika’da, hatta Çin’de tartışılıyordu. Ve dünyanın neresinde olursa olsun karar aynıydı: “Bekaret çok önemli…”
Hep böyle değil midir? Kız evlenene ya da ilişki ciddi bir boyut kazanana kadar cinsellik istemezse, erkek bastırır, hatta evlenmeyi hızlandırır. Bu çok bilindik genç kız kuralı, bekâretin tartışılır olması, erkeklerin rahat cinsel hayatı olan kızları tercih etmesiyle sadece Türkiye’de değil, dünyada da bir hayli bozuldu bozulmasına ama şimdi yeniden tartışılıyor. Türkiye’de tartışılma nedeniyse, ünlü manken Şebnem Scheffer ile Şenol İpek arasında süregelen ayrılık halinin dönüp dolanıp cinselliğin yaşanmamasına bağlanması.
Dünyaya baktığımızda, ABD’de bekâretin bozulma yaşının 15′e indiği, hamilelik oranının da en çok 15-20 yaş arası kızlarda görüldüğü, evlilik oranının bir hayli düştüğü gibi bir sonuçla karşılaşıyoruz.
Sayfanın Devamını Oku »
Tags: Cinsellik, erkek, Gazeteler, loji, meyve, sex
Yorum yok »
Fatih Tarafından Nedir Kategorisine Yazıldı
Yorum yok »
Fatih Tarafından Nedir Kategorisine Yazıldı
Şiir : İbrahim Sadri - İstanbul’a Kar Yağıyordu
Yetmişdokuzun kışıydı
Sertti, soğuktu
İstanbul’a kar yağıyordu
Kömür yanıyordu sobalarda
Geceleri polisler, bekçiler oluyordu
Bir de biz oluyorduk
Ölümüne üşüyorduk ha,
Yalan yok, polisler de üşüyordu
Onaltı yaşındaydım
Herşeyi bükecek bileğim vardı
Onaltı yaşındaydım
Aslan gibi ortadaydım
Gündüzleri, okulda coğrafya defterimin arkasına
Senin için şiirler
Geceleri duvarlara ülkemi kurtarmak için
Kahrolsun yazacak kadar adamdım
Onaltı yaşındaydım
Ne senin haberin oluyordu şiirlerimden
Ne de birileri kahroluyordu
Mahalle duvarlarına çiziktirdiğim harflerimden
Onaltı yaşındaydım
Yalan yok
Ben yazmaya böyle başladım
Coğrafya defterim bir eskiciye kurban gitti
Duvarlarına yüreğimi bağırdığım o evler birer birer
Yıkıldı gitti
Şimdi güzel kağıtlara yazıyorum
Kocaman laflar ediyorum
Marşlar biliyordum
Kitaplar okuyordum
Koşarak ve ıslanmadan geçiyordum sulardan
İstanbul’u seviyordum
Seni seviyordum
Dualar öğreniyordum
Meydanlarda toplanıp bağırıyordum
Herkes gibiydim
Herkes kadar cesur
Herkes kadar korkak
Herkes kadar filinta delikanlı
Ve herkes kadar buralı
Yetmişdokuzun kışıydı
Sertti soğuktu
İstanbul’a kar yağıyordu
Ağzımızdan dumanlar çıkıyordu konuşurken
Haliç’in arkasında toplanıyorduk
Gece adamı içine çekiyordu
Biz geceyi içimize çekiyorduk
En güzel ben yazıyordum duvarlara yazıları
Herkes beni seviyordu
En güzel şiirleri de ben yazıyordum oysa
Coğrafya defterimin arkasına
Bunu kimse bilmiyordu
Sizin evin duvarına “kahrolsun” diye yazıyordum
Ve hızla kaçıyordum
Sizin evin duvarına birkez olsun
“Seni seviyorum” diye yazamadım
O zaman duvarlara öyle şeyler yazılmıyordu
Dedim ya
Yetmişdokuzun kışıydı
Sertti soğuktu
İstanbul’a kar yağıyordu
Şiir : İbrahim Sadri Yalan
Sayfanın Devamını Oku »
Tags: aslan, dergiler, dua, dualar, evler, fat, fenerbahçe, Gazeteler, kalp, kelime, Mars, misket, namaz, peygamber, televizyon, yalan, yemek
Yorum yok »
|