Tarihten Alacağımız Dersler Vardır.

Bunları Biliyormusunuz ?

 Uyumayan Konsüller

Roma İmparatorluÄŸu’nda konsüllük makamına sabahleyin seçilip, akÅŸamki toplantıda azledilmiÅŸ olan Kreante için meÅŸhur hatip Çiçeron’un :

“Roma’da öyle gayretli devlet adamlarımız vardır ki.

konsüllüğü zamanında asla gözlerini kapayıp uyumadı diyerek sistemi istihza ederek eleÅŸtirdiÄŸini…(251)

Asalet Tesbiti

Fransa Kralı XIV. Lui’nin bir bilim adamını memuriyete tayin etmeye karar vermesi üzerine önce onun asaletini öğrenmek isteyip soyunu sorduÄŸunda, bilim adamının gayet veciz bir ÅŸekilde:

“Efendimiz.! Kitap okuyup ilim öğrenmekten aile ÅŸeceremin adlarına hafızamda yer ayıramadım. Fakat muhakkak ki Nuh’u n OÄŸlundan birisinin torunuyum!” cevabını verdiÄŸini…(252)Åžehit Oldu İki Gazi

Hasırcızade Mehmet AÄŸa ismindeki Antepli bir ÅŸairin. beldesinde Müslümanlığı yeni kabul eden fakir bir Hristiyan için iane (yardım) topladığını ve kendisinin de bu fakir Hristiyana o devirde “Gazi” adı verilen altınlardan iki tane verip ardından da:

“MüsIüman oldu bir kafir, ÅŸehit oldu iki gazi… “

mısrasını söyleyerek oldukça hoÅŸ bir latife yaptığını… (253) Vatan İçin Öldürmek

İron Mike, yani “Demir Mayk” olarak bilinen dört yıldızlı general J . H . Michaels’. ın, Kore Savaşı sırasında emrine verilen 27. piyade tümenini cepheye sürerken:

“ArkadaÅŸlar, siz buraya vatanınız için ölmeye gelmediniz. Siz burada karşı taraftakilerin vatanları için ölmelerini saÄŸlamak üzere bulunuyorsunuz…” diye haykırarak askerleri moralize ettiÄŸini . . . (254)Mevlana ve Atom

Büyük İslam mütefekkiri Mevlana Hazretleri’nin, kendisi fizikle hiç iÅŸtigal etmemesine raÄŸmen, kalp gözü ile alemi seyreden bir mutavassıf olarak, yıllar önce bize atom parçacıklarının varlığını ve atomun parçalanabileceÄŸini:

“Bir zerreyi kesersen, içinde bir güneÅŸ Ve güneÅŸ etrafında dönen gezegenler bulursun ÅŸeklinde sembolik ifadelerle haber verdiÄŸini . . . (255)Elmadağı Suyu

Mevlana’ nın Mesnevi’sinin ÅŸarihi Ankara Valisi Abidin PaÅŸa’nın, Ankara yakınlarındaki Elmadağının ÅŸifalı ve leziz suyunu ÅŸehre getirmek için teÅŸebbüse geçerek projesini yaptırıp parasını da hayırsever vatandaÅŸlardan topladıktan sonra Sultan ll.Abdülhamid’den mektupla iradei ÅŸahane (müsaade) istediÄŸini

Sultan Abdülhamid Han’ın ise Abidin PaÅŸa’ya verdiÄŸi cevapta:

“Çok hayırlı bir iÅŸe teÅŸebbüs etmiÅŸsiniz, tebrik ederim.

Dinimizde bir canlıya, bir insana,hele bir Müslümana su vermek çok sevaptır. Fakat!…Bunun sevabını ben almak isterim. Paraları sahibine iade edin ve hemen iÅŸe baÅŸlayın. Masraflarını ben kendi özel mülkümden karşılayacağım’, diye yazdığını . . . (256)Abdülhamid’in Ruhaniyatından İstimdat

31 Mart ihtilalinin ideologluÄŸunu yapan Rıza Tevfik’in, Abdülhamid Han’ın tahttan indirilmesinden kısa bir müddet sonra, koca Devlet-i Aliye’nin, imamesi kopmuÅŸ tesbih taneleri gibi darmadağınık olduÄŸunu görüp bin piÅŸmanlık içinde..

“Nerdesin ÅŸevketli Abdülhamid Han?

Feryadım varır mı barigahına? Ölüm uykusundan bir lahza uyan ÅŸu nankör.. bak günahına Tarihler adını andığı zaman Sana hak verecek, hey koca Sultan; Bizdik utanmadan iftira atan, Asrın en siyasi PadiÅŸahına. “diye “Abdülhamid’in Ruhaniyetinden İstimdat ÅŸiirini yazdığını . (257)Abdüihamid Han ‘ın Kültür Hizmetleri

Ulu Hakan Abdülhamid Han’ın Cennetmekan Fatih Sultan Mehmed’den sonra eÄŸitim ve kültüre en fazla ehemmiyet veren padiÅŸah olduÄŸunu…

Varlığından yeni haberdar olan Yıldız Sarayı Kütüphanesi’ndeki bir albümden öğrenebildiÄŸimize göre, Abdülhamid Han’ın İstanbul’da büyük bir kültür projesi gerçekleÅŸtirmek istediÄŸini . . .

Bu projeye göre Abdülhamid Han, Sultanahmet meydanına muhteÅŸem bir kültür sitesi kurmayı düşünüp, bunun mimari projesini hazırlatmak üzere Fransa’dan ÅŸehircilik mütahassıslar getirttiÄŸini Albümde sayfa sayfa resimleri görülen bu projeye göre Sultanahmet Camii’nin karşısına Osmanlı Ulum Akademisi. Sol tarafa Milli Kütüphane ve Ayasofya’ya yakın noktaya da yepyeni bir Darülfünun binası düşünüldüğünü… (258)Kitaplardan Baraj

Büyük İslam seyyahı İbn-i Batuta’nın yazdığına göre 1258′de MoÄŸolların BaÄŸdat’da 24.000 ilim adamını öldürdüğünü .

Şehirdeki kütüphanelerdeki yüzbinlerce kitabı çıkartıp Dicle nehrine attığını ve bunların çokluğundan dolayı adeta nehrin önünde bir baraj oluştuğunu.

Bunun üzerine MoÄŸolların, ırmağın taÅŸmasından korkup geri kalan kitapları cayır cayır yaktıklarını… (259)Tarihteki Korkunç Sahtekarlık

Tarihteki en büyük bilim skandallarından birisinin de Piltdown adamı olduÄŸunu…

1908 de çıkartılan, maymun ve insan arasındaki zinciri tamamlayan halka olduğu iddia edilen kafatasının sahte olduğunu

Maymun çenesine kafatasının eklenip, kemiklerin kimyevi yollarla eskitilerek yapılan bu sahtekarlığın ancak 1950 yılında ortaya çıkartılabildiÄŸini …(260)Hayalperest Emeller

Sultan Abdülhamid Hanı iktidardan uzaklaÅŸtırdıktan sonra baÅŸa geçen İttihatçıların, hayalperest emellerle Osmanlı ordusunu cephelerde kırdırıp tükettiÄŸini…

Pervadi’de bulunan ordumuza BaÅŸkumandanlıktan gelen bir ÅŸifrede:

Türk ordusu Kafkasyaya girdiÄŸi zaman 300 bin silahı Türkle ordumuza katılacağını bize söylemiÅŸ olan Batumlu Aslan Beyi bulunuz ve behemahal Kafkasyaya girmeyi saÄŸlayınız. “diye yazdığını…

Ordunun başında bulunan Halil Bey’in de BaÅŸkumandanlığa gönderdiÄŸi cevabi ÅŸifrede:

Batumlu Aslan Bey karargahımızda misafirdir. Ancak on adamı vardır ve canını kurtarmak için bize sığınmıştır diye cevap verdiÄŸini…(261)

Huzur Beldesi

1835 yılına kadar dünyanın en büyük ÅŸehri kabul edile Osmanlı Devleti’n payitaht merkezi İstanbul’da Kanuni Sultan Süleyman’ın hükümdarlık yaptığı 46 yıl boyunca (1520 1566)yılda ortalama sadece 1 (bir) cinayet vakasının kaydedildiÄŸini…! (262)

Bir Dahinin EndiÅŸeleri

l908′de ilan edilen İkinci MeÅŸrutiyet’ten sonra açılan Meclis-i Mebusan da 127 Türk milletvekilinin bulunmasına karşılık 139 diÄŸer etnik gruplardan(Rum, Ermeni, Yahudi, Arap, Arnavut vs.) milletvekili bulunduÄŸunu…

O zamanın anayasasına göre PadiÅŸah’ın ancak sadrazamı (BaÅŸbakan) ve ÅŸeyhülislamı tayin etme yetkisinin bulunduÄŸunu. . .

Otuzüç yıl devleti dahice idare eden ve MeÅŸrutiyet”in ilan edilmesiyle birlikte yetkileri elinden alınan Sultan Abdülhamid Han’ın, Meclis-i Mebusan’ın bu tehlikeli durumunu görüp devletin sürüklendiÄŸi uçurumu farkederek henüz daha sadrazam olmayan Talat PaÅŸa’yı çağırıp, büyük bir teessürle:

‘… Görüyorsunuz mecliste Türk mebuslarının sayısı, meclisin yarısı kadar bile deÄŸildir. Bu Türk mebusları arasında da elbette muhalifler bulunacaktır. Türk olmayanlar, sayılarını artırmak için ellerinden geleni yapacaklardır, Böylelikle ekseriyet onların eline geçince, Harbiye Nazırı Artin, Bahriye Nazırı Dimitri… olabilir.

Ermeni bir baÅŸkumandan ile Rum bir amiralle bu devleti nasıl idare edebilirsiniz? Hiç olmazsa, bu iki hayati makamı, devletimizin mahvolmasını isteyen bu insanlara, benim emrim olarak bırakmayınız…” diyerek yapılan çok önemli bir yanlışı düzeltmeye çalıştığını… (263)Gaspedilen Gemilerimiz

Osmanlı Devleti’nin 1913 yılında İngiltere’ye parasını peÅŸin olarak yatırarak iki adet büyük zırhlı ısmarladığını…

Sultan Osman” ve “ReÅŸadiye” ismi verilen bu zırhlılar için büyük bir kısmı halktan toplanarak yaklaşık 6.775.000 altın lira ödendiÄŸini…

Fakat l. Dünya Savaşı’nın çıkmasıyla birlikte İngilizlerin bize bu zırhlıları teslim etmeyip paramızı da geri vermediÄŸini . . .

Bugün zırhlıların karşılığı olarak İngiltere’den alacağımız olan bu paranın, tazminatıyla birlikte yaklaşık 32 trilyon lirayı bulduÄŸunu yani 1992 yılı bütçe açığımıza tekabül ettiÄŸini . . . (264) Biliyor muydunuz?

PadiÅŸah Bazusu

Orta ÇaÄŸ savaÅŸ silahlarından küre biçimindeki ağır vurucu silahlara ‘topuz” dendiÄŸini ve bunun da özelliklerine göre BozdoÄŸan’, SepÅŸer ve Salık” diye üç kısma ayrıldığını

Topkapı Sarayı’nda sergilenen ve bugünün insanının havada sallaması oldukça zor olan Sultan III. Mehmed’e ait olan bir salığı, Sultan Mehmed’in bir defada tam 300 kere salladığını. . .(265)GeleceÄŸin Bediüzzaman’ı Nasıl YetiÅŸir?

Seyyid Hüseyin Arvasi’nin, müridelerinden olan geleceÄŸin ” Bediüzzaman”ı küçük Saidin annesi Nuriye Hanım’a: Senin bütün çocuklarının bu kadar zeki olmalarında, senin onları

terbiye sistemindeki metodun nedir?” diye sorması üzerine bu mübarek ananın:

‘Hayatımda, kadınlığa mahsus ÅŸer’i mazeretler dışında, hiçbir vakit teheccüd kaçırmadım ve çocuklarımı abdestsiz emzirmedim” cevabını verdiÄŸini…(266)Haçlı Katliamı

İnsanlık tarihinin en kara lekelerinden biri olan I. Haçlı Seferi (1099) sırasında Frank lider Raymondıun, Maaratün Numan ÅŸehrini iÅŸgal ederek 100 binden fazla Müslümanı kılıçtan geçirdiÄŸini ve ardından ÅŸehri yıktığını…

Aynı ordunun kısa bir müddet sonra bir salgın ve açlık illetine tutulduklarını ve o günleri yaşayan bir şahidin yapılanların korkunçluğunu :

Öylesine kıtlık vardı ki, adamlarımız bir süre önce öldürdükleri kimselerin butlarından parçalar kopartıp; ateÅŸte kızartıyor ve daha tam piÅŸmeden vahÅŸi ağızlarıyla eti silip süpürüyorlardı” diye yazdığını…(267)Köpekler İçin Vakıflar

İtalyan kökenli Dominik papazı Ricoldo de Monte Croce’nin, doÄŸuyu HristiyanlaÅŸtırmak gayesi ile 13. yüzyılın ikinci yarısında çıktığı seferde İslam alemini dolaÅŸtığını ve Türk topraklarında gördükleri karşısında hayretler içinde kalıp:

“Müslümanlar vakıf kurmada çok cömerttirler. Hatta hayır iÅŸlemek için Hristiyan esirlerin de özgürlüklerini satın alırlar. Ve sevaplarını ölmüş ana ve babalarının ruhlarına bağışlarlar .

Müslümanlar, köpeklerin doyurulması için bile mal varlıklarından pay ayırırlar. Türkiye’nin ve İran’ın birçok kentinde köpeklerin doyurulmasını vasiyet etmiÅŸ olanların, vasiyetlerinde köpeklere ayırdıkları payın gayesine uygun kullanılmasını saÄŸlayan köpek bakıcıları vardır” diye yazdığını. . .(268)İslamoÄŸlu Selman

Sahabelerin bulunduÄŸu bir mecliste, oradakilere atalarının, dedelerinin kim olduklarının sorulması üzerine sıra İran asıllı bir sahabe olan Selman-ı Farisi Hazretleri’ne gelince onun:

Ben İslam’a girdikten sonra soy sop aramam. Ben İslam oÄŸlu Selman’ım ” cevabını verdiÄŸini .

Bu güzel cevaptan son derece etkilenen Hz Ömer,.ın de.

“Bütün KureyÅŸ bilir ki babam Hattab, KureyÅŸin önde gelenlerinden biriydi. Böyle iken ben İslamoÄŸlu olan Selmanın kardeÅŸi İslamoÄŸlu Ömerim.” dediÄŸini. . .(269)

Batının Bilim Hileleri

Batının birçok ÅŸeyde öncü olduÄŸu gibi bilime hile karıştırmakta da öncü olduÄŸunu…

Modern astronominin babası olduÄŸu iddia edilen Kepler’in(l571-1630), gezegenlerin dairesel deÄŸil eliptik yörüngelerde dolaÅŸtığı tezini desteklemek için hesaplarında tahrifat yaptığını. . .

Newton’un(1642-1727) kendi evrensel çekim teorisini desteklemek için ses hızında deÄŸiÅŸiklik yaptığını…

19. yüzyılın büyük kimyageri John , Dalton un( 1 804- 1805) yaptığı deney sonuçlarında hile yaptığını…

Aynı zamanda bir papaz olan modern genetiÄŸin kurucusu Gregor Mendel’in de deney sonuçlarında deÄŸiÅŸiklik yapıp hile karıştırdığını. . .(270)Haya Abidesi

21 Eylül 1520 cuma akÅŸamı Hakk’ın rahmetine kavuÅŸan Yavuz Sultan Selim Han’ın naşının yıkanması hadisesini, Reisü’l Küttab Hüseyin Bedayiul-Vakayi ” adlı eserinde:

“Naşı yıkarken saÄŸ eli ile iki kere setr-i avret ettiÄŸini müşahede ederek her biri hayret edip tekbir ve salavat getirdiler.” diye yazdığını…(271)SuItan Ahmet Resim Galerisi ( ! )

Ressam İbrahim Çallı’nın(1882- 1 960) , 1926 yılında devrin Maarif Vekili Mustafa Necati’ye müracaat edip, İstanbul’da ressamların resimlerini sergileyebilecekleri büyük bir yerlerinin olmadığını söyleyerek ondan, ecdadın muhteÅŸem eseri Sultanahmet Camii’ni resim galerisi olarak kendilerine tahsis etmesini istediÄŸini…

Ayrıca caminin içinin loş olup resimleri iyi göstermeyeceği düşünülerek kubbelerinde delikler açılmasını teklif ettiğini . . .

Maarif Vekili’ nin bu teklifi kabul ettiÄŸini fakat gelen tepkilerden dolayı bu akıllara durgunluk veren tasarıdan vazgeçildiÄŸini. . .(272)

Biliyor muydunuz.?

İnönü ve Masonluk

Daha önce kapatılan mason derneklerinin, İsmet İnönü’nün cumhurbaÅŸkanı olduÄŸu dönemde serbest bırakılıp yeniden teÅŸkilatlanmasına izin verildiÄŸini ve hatta eski mallarının iade edildiÄŸini fakat aynı muamelenin Türk Ocağına yapılmadığını…

Alınan izinle masonların l948′de Tepebaşı’ndaki binasın da Türk Mason DerneÄŸi” adıyla yeniden faaliyete baÅŸladığını…(273)

Marks ve Türkler

Komünizmin fikir babası Karl Marks’ın 16 Eylül 1853 de arkadaşı Engels e yazdığı mektupta Türkiyede toplum yapısını deÄŸiÅŸtirmek için halkın ÅŸurunda devlet’ diye ÅŸekillenmiÅŸ o sosyal hayat inancı ve kısaca manevi deÄŸer olarak ne varsa öncelikle silmek ÅŸarttır” diye yazdığını…(274)Çin İşkencesi

Çin idaresinde bulunan DoÄŸu Türkistan’da Müslümanlara istediÄŸi gibi evlat edinme hakkının verilmediÄŸini…

Kırk haneli bir köy halkını, bir yıl içinde sadece üç çocuk doÄŸurma izninin verilip bunların da kimler olacağının daha önceden isim alınarak tesbit edildiÄŸini…

Bunlar haricinde birinin hamile kalması halinde zorla kürtaj yaptırıldığını veya bir insanın dört yıllık kazancına tekabül eden altından kalkılamaz bir cezaya razı olmak zorunda kalındığını. . .(275)Batıda Kelp Kültürünün Hükümranlığı

Sadakat, vefa ve sevgi hissinin yok denecek kadar azaldığı batıda yapılan bir araÅŸtırmaya göre, ortalama . yüz aileden altmışının , beslediÄŸi hayvanını karısından veya kocasından daha çok sevdiÄŸini ortaya koyduÄŸunu…

Bugün batıda, köpekler için özel mezarlıkların, özel şampuan ve kremlerin, özel sağlık sigortalarının ve üye kartlı öze kulüplerin bulunduğunu. . .(276)

1924 Türkiyesi’nin Manzarası

1924 Türkiyesi’nde devrin Milli EÄŸitim Bakanı Mustafa Necati’nin bütün eÄŸitim meselelerini hallettikten sonra(! ) Avrupa’ya gidip vızır vızır Atatürk’ün resmini yapacak ressam aradığını…

A. Kamp isimli bir ressama, ortalama memur maaÅŸlarının 50 liraya olduÄŸu bir dönemde 10.000 liraya Mustafa Kemal’in resminin yaptırldığını. ..(277)“Anneni Çöpe Attık”

Åžimdilerde milletvekilliÄŸi yapmakta olan Mümtaz Soysal’ ın karısı vefat ettiÄŸinde, çocuÄŸunun: Babacığım. anneme ne oldu, ona ne yaptılar?” diye sorması üzerine, Soysal’ın: ‘Yavrum’ annen bir çorap gibi eskidi ve onu çöpe attık…” diyerek o ÅŸefkate muhtaç çocuÄŸunun kalbinde derin yaralar açtığını. . .(278)Sebil Gibi Türk Kanı

5 Mayıs l9l9′da İzmir’i iÅŸgal etmek için çıkartma yapan Yunan askerlerini karşılayan metropolit(papaz) Chysosto mos’un askerlere hitaben:

Asker evlatlarım, Elen çocukları! Bugün ecdad topraklarının yeniden fethetmekle İsa’nın en büyük mucizesini göstermiÅŸ oluyorsunuz. Bu uÄŸurda ne kadar Türk kanı döküp içseniz, o kadar sevaba girmiÅŸ olacaksınız. Ben de bir bardak Türk kanı içmekle onlara karşı olan kin ve nefretimi teskin etmiÅŸ olacağım” diye tam bir barbara yaraşır ÅŸekilde konuÅŸarak binlerce masumun kanının dökülmesine öncülük ettiÄŸini. . .(279)

Ahiret Seferi

Yavuz Sultan Selim’in, Mısır seferinden İstanbul.a döndüğünde, İstanbul İskenderiye deniz yolunun ortasında çok tehlikeli bir korsan ocağı ola Rodos şövalyelerinin üzerine sefer yapılmasını isteyen vezirlerine:

Bizim ÅŸimdiden sonra sefer-i Ahiret’den gayrı seferümüz yoktur” diyerek vefatının yaklaÅŸtığını hissedip haber verdiÄŸini ve hakikaten de kısa bir müddet sonra da vefat ettiÄŸini…

(280)

Felç

Yirmiyedinci Osmanlı Padişahı I. Abdülhamid(17 25 17 89) döneminde Tuna boylarında Osmanlı-Rus Savaşı devam ederken, savaşın komutanı Koca Yusuf Paşadan padişaha bir mektup gelip, mektupta Özi kalesinin düşmanın eline geçtiği ve 25 bin masumun Ruslar ta-

rafından vahÅŸice katledildiÄŸi” haber verildiÄŸini…

Günlerdir, vatanından koparılan topraklardan dolayı içi kan aÄŸlayan müşfik padiÅŸahın bu haber üzerine Ah, mel’unlar!” diye bağırarak aniden tahtından yere yıkıldığını ve üzüntüsünden felç gelip Hakk’ın rahmetine kavuÅŸtuÄŸunu. . .(281)

Biliyor muydunuz.?

Okumaya Doyamadığım En Leziz Eser

Yahya Kemal Beyatlı’ nın biraz midesine düşkün biri olduÄŸunu ve günün birinde sık sık gittiÄŸi Abdullah Efendi lokantasında yemek listesini eline alıp:

Tatar böreÄŸi… İç pilav… ZeytinyaÄŸlı enginar… Kuzu çevirme… YoÄŸurtlu kebap… Badem tatlısı… Kaymaklı baklava. ..” gibi yemek isimlerini okuduktan sonra yanında bulunan sofra arkadaşına listeyi gösterip:

İşte, Türkçe’de okumaya doyamadığın en leziz eser!.. dediÄŸini . . . (282)

Enteresan Belgeler

1938 yılında Ankara’da İngiltere büyükelçisi olarak vazife yapan Percy Lorainenin İngiliz DışiÅŸleri’ne yolladığı Notes on Lea Turkish personalities”. (Önde Gelen Türk Åžahsiyetiyle ilgili Notlar) ismini taşıyan ve üzerine “Gizli , kaydı düşürülmüş raporunda dönemin Türk büyükleri için:

İsmet İnönü: Kendini Gazinin altında görüyor ve herkesi asmak istiyordu…”

Celal Bayar: ÅŸimdiye kadarki karakteri lider olma özelliÄŸi göstermiyor ama Sadık bir ikinci kiÅŸilik olma özelliÄŸi var. ” Abdülhalik Renda: Kabinenin Ramazan ayında oruç tutan tek üyesi. AnlaÅŸma peÅŸinde koÅŸan yabancı firma temsilcileri tarafından çok sevilir…”

Ahmet AÄŸaoÄŸlu: Kafkas kökenli bir Yahudi’nin oÄŸludur. Rus gizli servisinde çalıştı. 1914′de Ruslar adına Bakü ‘de Ermeni katliamını organize etti… “- Ali Fuat PaÅŸa: Berlin kongresinde Türk delegeliÄŸi yapmış. Alman bir dönmenin torunu… “

- Edip Tör. Gümüşhane milletvekili, Ankara’daki masonların lideri, Açıkgöz ve sivri biri. 1926′da Mekke’deki İslam kongresinde Türkiye’yi başına ÅŸapka takarak temsil etti .

- Celal Nuri Kemalist bir yayın organı olan İleri’ gazetesinin sahibi. Saman altından su yürüten biri. Kominist eÄŸilimli olduÄŸu düşünülüyor.” Falih Rıfkı Atay: Atatürk’ün gözde yazarlarından ateÅŸli bir batı taraftarı. Çok içki içer, iyi briç oynar.” - Hasan Saka: 1921 1922 arasında Maliye Bakanlığı görevini yürüttü. O zamanlar bolÅŸevik sempatizanıydı. Büyük konuÅŸan bir külhanbeyi gibiydi. ” Kazım Özalp: General, 1922′de Savunma Bakanı poker hastası. . . ” - Saffet Arıkan: İnönü ve Bayar hükümetinde eÄŸitim bakanı. Büyük ihtimalle Yahudi kökenli.” - ReÅŸit Saffet: Lozan görüşmelerine katılan Türk barış delegasyonunun genel sekreterliÄŸini yaptı. Panislamlıktan panturancılığa döndü. Karaktersiz bir adam olarak tarif edilebilir. İçtiÄŸinde seçkin bayanlara sarkıntılık eder… ” vs.

diye yazdığını. . .(283)

Kan Davası

DoÄŸuyu HristiyanlaÅŸtırmak gayesi ile Orta ÇaÄŸ’da İslam dünyasına misyonerlik faaliyetleri için sefere çıkan Toskar papaz Ricoldo’nun, İslam dünyasında gördüklerini, 1301′de döndüğü Floransa’da kaleme aldığını… Yazdıkları arasında kan davası (kısas) ile alakalı olarak:

Bir Müslüman bilmeden veya kötü niyetle bir başka Müslümanı öldürdüğünde, öldürülenin oğlunun öç alması çok nadir görülür. Ölenin ve öldürenin ortak dostları bir araya gelir, cinayeti işleyeni alıp, öldürülenin oğluna götürürler. ölenin oğlu, katili, babasının mezarına götürür ve şöyle der Babamı öldürdün, fakat seni öldürmem babamı geri

getirmeyecektir. Bir müslümanın kötü bir ÅŸeyse niçin iki Müslüman ölsün’ diyerek konuyu Allah’a havale edip, katilin de saçlarını keserek serbest bırakırlar” diye yazdığını. . .1284)

Osmanlı Hukuku

Mohaç Savaşı’nda Türklere esir düşen ve daha sonra Osmanlı ülkesinde gördüklerini Türklerin Gelenek ve Görenekleri” isimli kitapta toplayan Macar asıllı Bartholomaus Georgi- evic’ in, Osmanlı adalet anlayışı ile alakalı olarak:Türkler ve Hristiyanların hakimleri aynıdır. Müslümanlar arasından seçilen hakimler ayrım gözetmezler, herkese aynı adaleti uygularlar.

Öldüren öldürülür. hırsızlık yapan, veya zorla birÅŸey alan asılır. Pazarda sütünü satan bir kadının sütünü içen ve parasını ödemeyen bir “lenitzeren”(yeniçeriye) de aynı kaide uygulandı. Ben buna Åžam’da ÅŸahit oldum” diye yazdığını. . .(285)Avrupa’ da Türkler

Bugün Avrupa’ da yaÅŸayan 2 milyon 420 bin Türk’ün Danimarka nüfusunun

yarısına ve Lüksemburg nüfusunun altı misline tekabül ettiÄŸini…

Günümüzde AET sınırları içinde 44. 500 civarında Türk iÅŸ adamı bulunduÄŸunu ve bunların 1992 hesaplarına göre kuruluÅŸ sermayelerinin 7 milyar markın üzerinde ve yıllık cirolarının da 28 milyar markı bulduÄŸunu…

622 bin Türk gencinin de AET ülkelerinde orta öğretim ve üniversite tahsili gördüğünü… (286)

İnsanlara Takılan At Koşumları

İtalyan kökenli Dominik papazı Ricoldo de Monte Cro ce’ nin doÄŸuyu HrıstiyanlaÅŸtırmak için 13. yüzyılın ikinci yarısında çıktığı seferde, rastladığı Türkler ve Yunanlılar hakkında bilgi verirken :

Güvenilir kaynaklardan öğrendiÄŸimize göre, Yunanlılar Türklerden öyle çekinirlermiÅŸ ki, tohum ekmeye, ormanda çalışmaya veya bir baÅŸka iÅŸ yapmaya giderken birbirlerini baÄŸlayabilecekleri at koÅŸumları olmaksızın kentlerinden ve surlardan dışarı adım atmazlarmış…” diye yazdığını. . .(287)Vatan AÅŸkı

Amerikalıların Japonya üzerine iki atom bombası atıp Japonları maÄŸlubiyete uÄŸratması üzerine, Japon halkının kitleler halinde imparatorları Hirohito’nun sarayının önüne gelerek harakiri” yapıp meydanı kan gölüne döndürdüklerini…

Amerikalı general Mc Arthur’ un Hirohito’ nun sarayına koÅŸup Bu saçmalığı durdurun!” demesi üzerine, Hirohito’ nun balkondan halka seslenip:

Ey Japon milleti!

Gerçekten yenildik. Bugün önümüzde iki yol var. Birincisi harakiri. Ben de size katılacağım. Ama ikinci bir yol daha var ki, o da ÅŸu: Amerikalılarla mücadelemize devam edelim. Askeri cenahta yenildik. Onlara ekonomik bir savaÅŸ açalım. ülke ekonomisini canlandırıp doların sırtını yere vuralım. Tercih sizin!” dediÄŸini ve Japonların ikinci yolu tercih edip, bugün birçok alanda Amerikalıların sırtını yere getirdiklerini. . .(288)20. Yüzyıl Japon Amerikan SavaÅŸları

Pearl Harbour baskınından yarım yüzyıl sonra Amerika Birleşik Devletleri ile Japonya arasındaki savaşın bir başka sahada devam ettiğini . . .

Psikoloji profesörü olan ünlü Japon yazarı Shyu Kishida’ya göre Amerikan ÅŸirketi battığında, Japonların bir Amerikan uçak gemisi batırmış gibi sevindiklerini…

Amerikan General Motor ÅŸirketinin 70 bin işçiyi iÅŸten çıkaracağının haberi Tokyo borsasının ekranına yansıdığında genç Japon brokerlerin(simsar) zafer iÅŸareti yaptıklarını… (289)İsim Kültürü

Toplumumuza yerleÅŸmiÅŸ isim kültürünün bir parçası olarak göbek adı koymak” diye bir geleneÄŸimizin olduÄŸunu…

Yeni doÄŸan bir bebeÄŸin, eÄŸer yaÅŸamazsa onun kavmiyetin i” belirlemek yani Müslüman olarak ölmesi için kulağına Ezan-ı Muhammedi” okunup esas ismi verilinceye kadar geçerli olmak üzere göbeÄŸi kesilirken hemen bir isim konduÄŸunu. . Bu göbek adının genellikle erkek olursa Mehmed , veya Ali”; kız olursa da Fatma veya AyÅŸe” konulduÄŸunu.. (290)Süleyman

İleride Avrupalı kralların üzengi öpmek için sıraya geçecekleri büyük bir devlet adamı olacak olan Kanuni’nin doÄŸum haberi Yavuz Sultan Selim’e ulaÅŸtırıldığında, huÅŸu içinde Kur’an okumakta olan baba Yavuz’un okumakta olduÄŸu Kur’an-ı Kerim’den başını kaldırarak: Adını Süleyman koydum ” deyip Kur’an okumaya devam ettiÄŸini…

Ve o anda okuduÄŸu ayetin mealinin de (Neml Suresi 30. ayet) O muhakkak ki Süleyman’dandır ve O (mektubun ilk satırı) Bismillahirrahmanirrahim,dir” olduÄŸunu. (291)Alparslan’ ın Göz YaÅŸları

Malazgirt zaferi ile Anadolu kapılarını Türklere açan Büyük Kumandan Alparslan’ ın saray mutfağında hergün elli koyun veya keçi kesilerek fakirlere dağıtıldığını.

Sultan’ın divanında sayılamayacak kadar çok fakir kimselerin isimlerinin kayıtlı olup bunlara muntazaman maaÅŸlarının verildiÄŸini. . .

O Koca Sultan’ın bazen tevafuk eseri hasta ve fakir bir

kimseyi gördüğü zaman son derece hassasiyete kapılarak teessüründen aÄŸlayıp derhal yardımına koÅŸtuÄŸunu… (292)Milli Kanunlarımız

17 ÅŸubat l926′da İsviçre Medeni Kanunu,nun Türkçeye tercüme edilerek Türk Medeni Kanunu” olarak kabul edildiÄŸini…1 Mart 1926′da da, İtalya Ceza Kanunu’ nun Türkçeye tercüme edilerek Türk Ceza kanunu olarak kabul edildiÄŸini … (293)

Diş Kirası

Osmanlı medeniyetinin güzel ananelerinden biri olarak. hali vakti yerinde olan ailelerin Ramazan’da iftara davet ettikleri misafirleri uÄŸurlarken diÅŸ kirası ” adı altında bir miktar para veya kıymetli eÅŸyayı hediye ettiklerini…

Tanzimat ricalinden Rıfat paÅŸa ,nın bir Ramazan sonu kahyasının getirdiÄŸi diÅŸ kirası hesabını tetkik ederken yekünün 5000 altın olduÄŸunu okuyup Çok şükür bu Ramazan’ı ucuz atlattık” dediÄŸini. . .(294)CumhurbaÅŸkanlarının MaaÅŸları

Mayıs 1994 para deÄŸerlerine göre; 1928 yılında CumhurbaÅŸkanının maaşı 2800 cumhuriyet altınına (bir cumhuriyet altını: 25OOOOOtl.) yani 7 milyar liraya tekabül ettiÄŸini…

1987 yılında ise CumhurbaÅŸkanının maaşının 12 Cumhuriyet altınına yani 30 milyon liraya tekabül ettiÄŸini…. (295)İstanbul’a Verilen DeÄŸer

ÇaÄŸ açıp çaÄŸ kapayan büyük dahi Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’ u fetheder

etmez hemen imar faaliyetlerine giriÅŸtiÄŸini…

İstanbul’un en güzel yerlerinden biri olan Haliç’in dolmaması için her iki yakada

da tırnaklı hayvanların otlatılmasını menettiğini.

Toprağın yaÄŸmurlarla akıp giderek Haliç’i doldurmaması için de Haliç’in kenarlarına(sırtlarına) aÄŸaç ve ayrık kökleri diktirdiÄŸini…(296) Biliyor muydunuz? Düşmanım Yoktur”Benim Nefsimden Gayrı

Hz. Mevlananın Mesnevi’sinde anlattığına göre Hz. Ömer (ra) ile görüşmeye gelen Rum elçisinin, ÅŸehre girer girmez halifenin sarayının nerede olduÄŸunu sorması üzerine halktan birinden :Halifenin sarayı yoktur görüşeceksen iÅŸte ileride hurma aÄŸacının altında yatmaktadır” cevabını aldığında hayretler içinde kaldığını… Bu Rum elçisinin Hz. Ömer’e getirdiÄŸi hediyeler arasında bir ÅŸiÅŸe çok tesirli bir zehir bulunduÄŸunu ve elçinin, Hz. Ömer’e: Bu çok tesirli bir zehirdir Birkaç damlası bile düşmanlarınızı yok eder” demesi üzerine Halife Hz Ömer’in: Benim nefsimden gayri düşmanım yoktur” diyerek elçinin ÅŸaÅŸkın bakışları arasında ÅŸiÅŸedeki zehirin hepsini bir yudumda içtiÄŸini ve Allah’ın izniyle de hiçbir ÅŸey olmadığını…(297)

Osmanlı’da SavaÅŸ Disiplini

Mohaç Savaşı’nda( 1 528) Türklere esir düşen ve daha sonra 1535′de kaçarak kurtulan Macar asıllı Bartholomeus Georgievic’un 1544 yılında yazdığı Turcarum ritu et caere”De moniis” (Türklerin Gelenek ve Görenekleri) isimli eserinde Türklerin savaÅŸ gelenekleri ile alakalı olarak:”SavaÅŸ zamanında öyle sıkı bir disiplin vardır ki, hiçbir asker adaletsiz birÅŸey yapmaya cesaret edemez. Adaletsizlik yapan hiç acımaksızın cezalandırılır. Gözcüler ve düzen saÄŸlayıcılar vardır. . .Geçip gidilen yolların kıyısındaki baÄŸ ve bahçelerde sahiplerinin izni olmaksızın, bir elma bile koparılamaz. İzinsiz koparanın cezası ölümdür. İran seferine katıldığımda gördüm: Ortalıkta dolaÅŸan bir at, birinin tarlasına girdi diye bir sipahinin atı ve uÅŸakları ile birlikte başı vuruldu” diye yazdığını. . .(298)

Sanata Ve Sanatkara Verilen DeÄŸer

Osmanlı padişahlarının ilim ve sanata büyük kıymet vererek bu uğurda gayret gösterenleri maddi manevi desteklediklerini . . .

Veli” lakaplı Sultan II. Bayezid’in, büyük hat sanatkarı Åžeyh Hamdullah’ın sanatına olan hürmetinden ve sevgisinden dolayı, hat üstadının yazı meÅŸkederken hokkasını tutup, rahat etsin diye sırtını yastıkla beslediÄŸini…(299) Biliyor muydunuz?İp Kıtlığı

Devrimleri yerleÅŸtirmek için İstiklal Mahkemeleri’nin binlerce masum insanı daraÄŸaçlarında sallandırdığını ve sadece Kara Ali isimli bir celladın beÅŸbinden fazla insanı astığını…

Bu meselenin Ankara’da ip kıtlığı baÅŸgöstermiÅŸtir.İpsiz kalanların Ankara İstiklal Mahkemesi’ne müracaatları ” diye mizah haline getirildiÄŸini… (300)

Yorum yaz