Hafta sonunda çalışmıyorsunuz, karanız kesin;Cumartesi evden çıkmayıp dinleceksiniz. Ya pazar günü? İnsalar asıl bugünü dÅŸnlenmeye ayırır ya.. Size, kalabalığın kısmen daha az oldugu bu günde BeyoÄŸlu, İstiklal caddesi’inde bir trekking yapmayı öneriyoruz. Düşünün burası bir zamanların Cdde-i Kebir’i.. Pera’sı.. Nasıl Topkapı Sarayı ve çevresi, tarihi yarımada eski ÅŸehirse burasıda kentin yeni ÅŸehri. 12. yüzyıldan itibaren Cenevizliler’le önem kazanmış, sonra 15. yüzyılda Türklerle tanışmış veardından bankaların, yabancı ÅŸirketlerin, temsilciliklerin, zanaatkârların yerleÅŸtiÄŸi en kozmopolit mekân olmuÅŸ. İtalya’nı, Fransız’ı, Alman’ı Türkü ve Levatenleriyle bütün dinlerin, milletlerin buluÅŸtuÄŸu yer. Operetlerin, ttiyatroların, kabakafelerin, birahanelerin, sinemaların özetle yaÅŸamın nabzının attığı yer..
Bugünkü BeyoÄŸlu, 19. yüzyıldan mira çünkü 1871′de önemi bir yangın geçirmiÅŸ. Önce taksim’den tramcaya binerek Tünel’e kadar inin. Dünyanın en eski ikinci metrosu “tünel”, Tüneli Karşınıza alırsanız solunuzdaki sokak, Galata Kulesi’ne ve Karaköy’e inan ünlü Kladırım. SÄŸlı sollu müzik aletleri satan dükkanlar var burada ve de en eski Mevlevi Tekkesi olan, bugün Divan Edebiyatı Müzesi olarak kullanılan Galata Mevlevihanesi…. Dümdüz inip saÄŸa döndüğünüzde karşınıza bütün heybetiyle kule çıkacak. İsterseniz asansörle tepe çıkıp İstanbul’u kuÅŸ bakışı şöylee seyredin..YokuÅŸu tekrar çıkın.
Hemen Karşınızda Tünel pasajı. Karnalığa aldırmayın, içeri girin. Eskiden oldugu gibi bugünde soldan Markeryan’ın fotorafçı dükkanı yerinde. Sonra BeyoÄŸlu’na doÄŸru duvam; saÄŸda İsveç KonsolosluÄŸu ve hemen yanında Botter hanı, sonra Rus ElçiliÄŸi. Sol kolda ise cephesinden eskiliÄŸini belli eden Narmanlı Han. Hanın içine girin ve kediler cenneti olan avlusundaki bankta soluklanın. Bir çay ya da kahve molası verin. (Bu havlu bir zamanlar, Rus ElçiliÄŸi’nin mahkemesiymiÅŸ.) Yine saÄŸdan devam ederken bol merdivenli bir kiliseyle, Santa Maria Draperis (Katolik) ile karşılaÅŸacaksınız. Karşıda bir zamanların yazarlarının, ÅŸairlerinin buluÅŸtuÄŸu ünlü Martiz Pastanesi. Pastane, restore edilerek açılacak ama ne aman belli deÄŸil Açıldımı? Odakule’yi geçtikten sonra saÄŸda yine önemli bir kilise; St. Antuan (katolik) çıkacak karşınıza. bitiÅŸiÄŸinde heybetligörüntüsüyle Mısır Apartmanı Buarada eskiden Trocadero Tiyatrosu varmı.
Artık öğle yemegi zamanı geldi. 1978′de geçirdiÄŸi yangın sonrası restore edilen Çicek pasajı’na girin. Burası eskiden de özel biraneleriyle ünlümüş ama bunun yanı sıra giriÅŸte berber, tuhafiyeci, cenaze levazımatçısı gibi bugünkü görüntünün aksine basbayağı bir pasajmışda. Ondan da önce, Sultan Mecid’in atıyla opera dinlemeye geldiÄŸi Naum Tiyatrosu..
Sultan Hamid zamanındada yanan tiyatronun yerine pasajı inşa edilmiş. Çicek pasajı adı ise mütareke gülerinde işgalcı Fransız ve İngiliz askerlerinin sataşmasından kaçan Beyaz Rus çicekci kızların, bu pasaja girip gözden kaybolması yüzünde.
Deniz ürünleri ağırlıklı yemeÄŸimizi yedikten sonra Taksim’e doÄŸru devam ediyoruz. SaÄŸda, bugün Ses tiyatrosu’nun bulunduÄŸu Halep Hanı yani “Cite d Alep” sonra ilerde 201 numaralı Anadolu Han, solda Rumeli pasajı… SaÄŸ kolda köşesinde Benetton 012′nin olduÄŸu Büyük Parmakkapı Sokağı’ndan girin, tekrar saÄŸa sapın. Galatasaray Kulübü’nün bulundugu Hasnun Galip Sokak burası. Ve sokağın hemen başında dinlenebileceÄŸiniz, çay ya da kahve içebileceÄŸiniz Sahaf Simurg var. İbrahim Yılmaz’ın dükkanında bu alanda yok yok. Çıktıktan ve tekrar caddeye ulaÅŸtıktan sonra saÄŸa saparsanız büyük bir kilise Rum Ortodoks Aya Triada kilisesi var. Caddenin sonuna doÄŸruda yine solda Fransız KonsolosluÄŸu, Tramvay durağının oldugu yerde başınızı çevirddiÄŸinizde Taksim’e adını veren Belgrad ormanlarından gelen suyun taksim edildiÄŸi, Sultan Mahmut tarafından 1732′de yapılmış sevimli sekizgen yapıları göreceksiniz..
Yazılar(RSS)