Yorum yaz



 Su Kabı

  Adamın biri yabancı bir şehirde, bir evin kapısını çalarak şu ricada bulunur :
-Pek susadım, buralarda su bulamadım, lütfen bana bir bardak su verir misiniz?
Kapıyı açan çocuk, adamın yüzüne bakarak, kısa bir tereddütten sonra :
-İstersen ayran getireyim, der.
Adam bu teklifi teşekkürle kabul ettikten az sonra, çocuk bir çanak ayran getirir.
Adam ayranı içtikten sonra çocuk :
-İstersen daha getireyim,der.
-Zahmet olur yavrum.
-Hayır, zaten bu ayranın içine fare düştüğü için nasıl olsa dökecektik!
Bunun üzerine, adam iğrenerek, elindeki ayran çanağını hiddetle yere atıp parçalayınca, çocuk feryadı koparır :
-Anne, kapıdaki adam köpeğin çanağını kırdı!

Hasta Başında Katliam

  Yaşlı Fred, hastaneye kaldırılmış. Ailesi, aile papazini da kendilerine eslik etmesi ve gereği halinde görevini yapması için çağırmış.
Papaz ve aile efradı yatağın etrafında beklerken, Fred’in durumu aniden kötüleÅŸmiÅŸ. Yatağından yari doÄŸrularak, el iÅŸaretleri ile yazacak bir ÅŸeyler istemiÅŸ.
Papaz, anlayışlı bir ÅŸekilde, Fred’e bir kağıt e bir kalem uzatmış. Fred titreyen ellerle hızlı hızlı kağıda bir ÅŸeyler yazıp kağıdı papaza uzatmış ve aniden ölmüş. Papaz, böyle acili bir anda kağıttakileri okumanın doÄŸru olmayacağını düşünerek kağıdı cebine sokmuÅŸ.
Birkaç gün sonra, Fred’in cenazesi sırasında, Fred’in verdiÄŸi kağıdın cebinde olduÄŸunu hatırlamış. Cenazenin gömülmesinden hemen önce, Papaz ileri çıkarak: “Sevgili Fred, ölmeden hemen önce benden kağıt isteyerek bir ÅŸeyler yazdı. Zamanı uygun olmadığı için o anda bakmadım fakat simdi, hepinizin önünde bu notu okumak istiyorum” demiÅŸ ve cebinden kağıdı çıkararak yüksek sesle okumuÅŸ:
“Lütfen bir adim sola çekil. Oksijen hortumuma basıyorsun!”

İhtiyar Kızılderili

 Film ekibi, sahra çölünün kızgın güneÅŸi altında çekim yapmaktadır. Zor ÅŸartlar altında çalışırlarken, ihtiyar bir Kızılderili sete doÄŸru yaklaşır ve yönetmenin yanına giderek şöyle der, “…YaÄŸmur, yarın !” ve gider… Åžaşıran yönetmen, ertesi gün yaÄŸan yaÄŸmuru hayretle izler. Bu sırada ihtiyar Kızılderili yine gelir, “..Fırtına, yarin!” der ve aniden uzaklaşır. Gerçekten de müthiÅŸ bir fırtına çıkar ve çölü birbirine katar. Yönetmen emreder, “Çabuk bana o Kızılderiliyi getirin! istediÄŸi parayı verin. O olmazsa biz bu filmi bitiremeyiz!”. Adamlar, Kızılderiliyi bulur ancak yaslı apaçi bir turlu razı olmaz. En sonunda teklif edilen bir milyon doları reddedemez ve adamlarla birlikte kampa gelir. 1 ay boyunca, ihtiyar Kızılderili’nin söylediÄŸi her ÅŸey tutar, yaÄŸmur der yaÄŸmur, çöl fırtınası der, çöl fırtınası, kavurucu sıcak der, kavurucu sıcak…Yönetmen gayet memnun mesut durumda filmi çekmeye devam eder. Derken bir gün yaslı Kızılderili susar ve hiçbir ÅŸey söylemez. Yönetmen, ‘nasıl olsa geçer’ diye düşünerek bekler. 1 gün, 2 gün, 1 hafta, 1 ay derken yönetmenin sabrı tasar ve Kızılderili’yi bir kenara çekerek öfkeyle sorar, “Bana bak! sana bu is için dünyanın parasını ödedim! bir an önce marifetlerini göstermeye baÅŸlamazsan seni buradan atacağım!”. Kızılderili omuzlarını silker, “..Radyo, kırıldı!”…