Sayfanın Devamını Oku »

Tags:

Comments Yorum yok »

Bilgi SAYAR

-Korkut KORKMAZ

-Pekgüzel TAVASAPI

-Ahmet Mehmet VELİ

-Mukaddes ÇALIŞYE

-Hakkı KISAADAM

-Cömert VARLIK

Sayfanın Devamını Oku »

Tags:

Comments 2 Yorum Var »

MODERN BEDDUALAR:

-İnterneti olan birine:

-Bütün hatlar dolu ola da bağlanamayasan…

-E-mail’ in bozula da kimseyle mesajlaşamayasan…

Sayfanın Devamını Oku »

Tags:

Comments Yorum yok »

Erkek kardeşlerin ikisi de babalarından kalma çiftlikte çalışırlardı.
Kardeşlerden biri evliydi ve çok çocuğu vardı. Diğeri ise bekardı. Her günün sonunda iki erkek kardeş ürünlerini ve kârlarını eşit olarak bölüşürlerdi.
Günün birinde bekar kardeş kendi kendine:”Ürünümüzü ve kârımızı eşit olarak bölüşmemiz hiç de hakça değil” dedi, “Ben yalnızım ve pek fazla gereksinimim yok.”
Böylelikle, her gece evinden çıkıp, bir çuval tahılı gizlice erkek kardeşinin evindeki tahıl deposuna götürmeye başladı. Bu arada evli olan kardeş, kendi kendine :
“Ürünümüzü ve kârımızı eşit olarak bölüşmemiz hiç de hakça değil, üstelik ben evliyim, bir eşim ve çocuklarım var ve yaslandığım zaman onlar bana bakabilirler. Oysa kardeşimin kimsesi yok, yaslandığı zaman hiç kimsesi yok bakacak” diyordu.
Böylece evli olan kardeş her gece evinden çıkıp,bir çuval tahılı gizlice erkek kardeşinin tahıl deposuna götürmeye başladı. İki erkek de yıllarca ne olup bittiğini bir türlü anlayamadılar, çünkü her ikisinin de deposundaki tahılın miktarı değişmiyordu.
Sonra, bir gece iki kardeş gizlice birbirlerinin deposuna tahıl taşırken çarpışıverdiler. O anda olan biteni anladılar. Çuvallarını yere bırakıp birbirlerini kucakladılar.
Hayattaki en yüce mutluluk, sevildiğimize inanmaktır.

Tags:

Comments Yorum yok »

 

 Kongre üyeleri bir gün ülkenin issiz bir bölgesinde, kocaman ve terkedilmiş bir hurda yığını deposu keşfetmişler… İçlerinden biri “bir bekçi kiralayalım buraya sahip çıksın” demiş.. “birileri gelip burada bir şeyler karıştırmasın”.. böylece bir adamı bekçi sıfatıyla işe almışlar…
Ertesi gün bir diğer kongre üyesi: “iyi yaptık da bir eksik var..”demiş.. “biz bu adama bir iş tanımı vermedik ki adam nasıl çalışacağını bilsin? Ayrıca iş tanımını verdikten sonra adamı bir de eğitmek lazım”.. diğerleri onu haklı bulmuşlar, böylece bekçinin iş tanımını belirleyecek bir planlama departmanı kurmuşlar, oraya da bu tanımları rapor edecek bir dokümantasyon uzmanı ile bir de bekçi için eğitmen almışlar…
Birkaç gün sonra diğer kongre üyesi sormuş: “Peki ama bu bekçiyle iş tanımını yapanlar iyi çalışıyorlar mı, bunu takip edecek biri lazım değil mi?”
Böylece bekçi ve eğitmenlerini denetleyecek bir kalite kontrol departmanı kurmuşlar, oraya da bir kalite kontrol sorumlusu ile bu adamların ne yapıp ettiğini rapor edecek 2 tane Müfettiş almışlar…
Ertesi gün bir diğer kongre üyesi demiş ki: “Peki ama bir bekçi ve peşinden bir sürü denetleyici işe aldık, bunların maaşını kafamıza göre mi vereceğiz?
Bekçiye ne kadar Kalite kontrol departmanına neye göre ne kadar maaş verilecek, bunun bir sistemi olmalı..”
Böylece bir muhasebe departmanı kurmuşlar.. oraya da bir muhasebeci, bir bordro memuru ve bütün bu insanların ne kadar çalıştığını işe geliş gidiş saatlerini takip edecek bir denetleme uzmanı işe almışlar…
Ertesi gün bir diğer kongre üyesi sormuş: “Eveet bir bekçimiz var bağlı olduğu departmanları da kurduk, iyi güzel de bunlar kendi başına buyruk mu iş yapacaklar?
Bunlara bir mudur lazım değil mi? Tabi müdür aldıktan sonra bunun bir de yardımcısı olması lazım..”
Bunun üzerine bekçi ve bağlı bulunduğu departmanlar için 1 müdür, 1 müdür yardımcısı, bir de bunlara sekreter işe almışlar..
Ve birkaç gün sonra kongre toplantısında tartışma çıkmış:
“Şu hale bak..Bütçenin 22.000 $ Üzerine Çıkmışız.. Bütün gereksiz harcamaları belirleyip yarından itibaren kesmemiz lazım…!!”
Ve bekçiyi kovmuşlar….

Tags:

Comments 1 yorum Var »

Kıza bir partide rastlamıştı. O gün peşinde o kadar delikanlı vardı ki.. Partinin sonunda kızı kahve içmeye davet etti.
Kız parti boyu dikkatini çekmeyen oğlanın davetine sasırdı, ama tam bir kibarlık gösterisi yaparak kabul etti. Hemen köşedeki şirin kefeye oturdular. Delikanlı öyle heyecanlıydı ki, kalbinin çarpmasından konuşamıyordu. Onun bu hali kızın da huzurunu kaçırdı.. “Ben artık gideyim” demeye hazırlanırken, delikanlı birden garsonu çağırdı..
“Bana biraz tuz getirir misiniz” dedi.. “Kahveme koymak için..”
Yan masalardan bile şaşkın yüzler delikanlıya baktı..
Kahveye tuz!..
Delikanlı kıpkırmızı oldu utançtan, ama tuzu kahvesine döktü ve içmeye başladı. Kız, merakla “Garip bir ağız tadınız var” dedi..
Delikanlı anlattı:
“Çocukken deniz kenarında yaşardık. Hep deniz kenarında ve denizde oynardım. Denizin tuzlu suyunun tadı ağzımdan hiç eksilmedi. Bu tatla büyüdüm ben.. Bu tadı çok sevdim. Kahveme tuz koymam bundan. Ne zaman o tuzlu tadı dilimde hissetsem, çocukluğumu, deniz kenarındaki evimizi ve mutlu ailemi hatırlıyorum. Annemle babam hala o deniz kenarında oturuyorlar.. Onları ve evimi öyle özlüyorum ki..”
Bunları söylerken gözleri nemlenmişti delikanlının.. Kız dinlediklerinden çok duygulanmıştı.
İçini bu kadar samimi döken, evini, ailesini bu kadar özleyen bir adam, evi, aileyi seven biri olmalıydı. Evini düşünen, evini arayan, evini sakınan biri.. Ev duyusu olan biri..
Kız da konuşmaya başladı.. Onun da evi uzaklardaydı.. Çocukluğu gibi.. O da ailesini anlattı. Çok şirin bir sohbet olmuştu.. Tatlı ve sıcak.. Ve de bu sohbet öykümüzün harikulade güzel başlangıcı olmuştu tabii.. Buluşmaya devam ettiler ve her güzel öyküde olduğu gibi, prenses, prensle evlendi. Ve de sonuna kadar çok mutlu yaşadılar. Prenses ne zaman kahve yapsa prensine içine bir kaşık tuz koydu, hayat boyu.. Onun böyle sevdiğini biliyordu çünkü.. 40 yıl sonra, adam dünyaya veda etti.
“Ölümümden sonra aç” diye bir mektup bırakmıştı sevgili karısına.. Söyle diyordu, satırlarında..
“Sevgilim, bir tanem..
Lütfen beni affet. Bütün hayatımızı bir yalan üzerine kurduğum için beni affet. Sana hayatımda bir kere yalan söyledim.. Tuzlu kahvede.. İlk buluştuğumuz günü hatırlıyor musun?.Öyle heyecanlı ve gergindim ki, seker diyecekken ‘Tuz’ çıktı ağzımdan.. Sen ve herkes bana bakarken, değiştirmeye o kadar utandım ki, yalanla devam ettim. Bu yalanın bizim ilişkimizin temeli olacağı hiç aklıma gelmemişti. Sana gerçeği anlatmayı defalarca düşündüm. Ama her defasında korkudan vazgeçtim.
Simdi ölüyorum ve artık korkmam için hiçbir sebep yok.. İste gerçek.. Ben tuzlu kahve sevmem. O garip ve rezil bir tat.. Ama seni tanıdığım andan itibaren bu rezil kahveyi içtim. Hem de zerre pişmanlık duymadan. Seninle olmak hayatimin en büyük mutluluğu idi ve ben bu mutluluğu tuzlu kahveye borçluydum. Dünyaya bir daha gelsem, her şeyi yeniden yaşamak, seni yeniden tanımak ve bütün hayatımı yeniden seninle geçirmek isterim, ikinci bir hayat boyu daha tuzlu kahve içmek zorunda kalsam da..”
Yaşlı kadının gözyaşları mektubu sırılsıklam ıslattı.
Lafı açıldığında bir gün biri, kadına “Tuzlu kahve nasıl bir şey” diye soracak oldu..
Gözleri nemlendi kadının..
“Çok tatlı!..” dedi..

Tags:

Comments Yorum yok »

Bir kral halkı için geniş bir yol yaptırmaya karar verdi. Yapımı tamamlanan yolu halka açmadan önce, bir yarışma düzenlemeye karar.verdi..
İsteyenin bu yarışmaya katılabileceğini ilan ettiren kral, yoldan.en.güzel. geçecek kişiyi belirleyeceğini söyledi.. Yarışma günü, insanlar akın ettiler. Bazıları en güzel arabalarını,. bazıları en güzel elbiselerini getirmişti: Kadınlardan kimileri. saçlarını. en güzel biçimde yaptırmıştı, kimi de yanlarında en güzel yiyecekleri. getirmişti.
Gençlerden bazıları spor kıyafetler içinde yol boyunca koşmaya hazırlanıyordu. Nihayet, tüm gün insanlar yoldan geçtiler, fakat yolu kat edip tekrar kralın yanına döndüklerine hepsi ayni şikayette bulundu:
Yolun bir yerinde büyükçe bir tas ve moloz yığını vardı ve bu moloz yığını yolculuğu zorlaştırıyordu.
Günün sonunda yalnız bir yolcu da bitiş çizgisine yorgun argın ulaştı. Üstü başı toz toprak içindeydi, ama krala büyük bir saygıyla yönelerek elindeki altın kesesini uzattı:
“Yolculuğum sırasında, yolu tıkayan tas ve moloz yığınını kaldırmak için durmuştum. Bu altın kesesini onun altında buldum. Bu altınlar size ait olmalı.”
Kral gülümseyerek cevap verdi:
“O altınlar sana ait delikanlı.”
“Hayır, benim değil. Benim hiçbir zaman o kadar çok param olmadı.”
“Evet” dedi kral.
“Bu altınları sen kazandın, zira yarışmanın galibi sensin. Yoldan en güzel geçen kişi sensin. Çünkü, yoldan geçen en güzel kişi, ardından gelenler için yoldaki engelleri kaldıran kişidir !

Tags:

Comments 8 Yorum Var »

Yeni atılmış bir betona basma ve isim yazma hastalığı,

-Gazete ve dergilerdeki resimlere sakal, bıyık ve gözlük yapma hastalığı,

-En iyi arabayı ben kullanıyorum zannetme hastalığı,

Sayfanın Devamını Oku »

Tags:

Comments Yorum yok »



“Mizah” Kategorisi İçin Arşiv


Türkiye’nin özel konumunu açıklayınız.
Türkiye çok özel bir konuma sahiptir. Özel bir konuma sahiptirden dolayı özel konum başka kimseyi ilgilendirmez. Ama etrafımızdaki devletler özel konumumuza karışıp dururlar. Halbuki hiç karışmamalılar. Selim/Ortaokul-2

Boylam nedir?
Mesela kapının oraya gittiğimizde boyunuzu ölçebilirsiniz, buna boylam denir. Yavuz/Ortaokul-2 -
- Bir şeklin düz bir şekilde destek olmadan durmasıdır. Serdar/Ortaokul-2 –

Sayfanın Devamını Oku »

Tags:

Comments 1 yorum Var »

 

-Karnında fazla su vardı, adalelerinde kireçlenme, böbrekleinde kum, kanında da demir fazlalığı. Beton gibiydi, ama öldü-İnsanlar ölünce en son kalbi durur, Rahmetlinin dili durdu
[Politikacının mezartaşı]
-Bu onun ikinci ölümü birincisi onun evlendiği gündü
[Mutsuz bir kocanın mezartaşı]
-Hiç istemediği bir deplasmana gitti
[Futbolcunun mezartaşı]
-Kişi başına düşen milli gelir artsın diye yaşamına son verdi
[Vatansever bir vatandaşın mezartaşı]
-Kim demiş kırmızı ışıkta geçilmez diye? rahmetli geçerdi-Hayatımı kaybettim, hükümsüzdür-Düşünüyordu… O halde yok edilmeliydi-Kendine ait bir toprağı olsun isterdi. Sonunda muradına erdi