“Kütüphane” Kategorisi İçin Arşiv


“İnsana iyi gelen o küçük, tatlı, zırva şeyler” listesi, o listeyi çoğaltmak, azaltmak, güncelleştirmek, kısacası listeyi uygulamak hiç de fena bir fikir değildir: En cabbarımıza bile iyi gelir!

Ajda’dan ‘Kapı Açık/Arkanı Dön ve Çık”ı dinlemek, Tarkan’dan ‘Yak bütün fotoğrafları’nı Altan’ın çalması, sosisli sandviç ve portakal suyu, altı kocaman siyah botlar, kış güneşli günler, İstanbul’da bahar, kızımı şarkı söylerken görmek, kapıyı açınca köpeğimizin beni karşılaması, sokakta kokina satan kadınlar, yürümeyi yeni öğrenen bebekler (uzayyaratığı kıvamında oluyorlar), yeni bir Ann Rule kitabı, kadın arkadaşlarımla çay içmek, yemek yemek, komiklikler yapmak, kalkan mevsiminde yavru kalkan, evde Fatoş’un kurabiyelerinin kokusu -daha çoook uzatabilirim listemi.

Tags: , ,

Comments Yorum yok »

Doktor Nihat Kotar yıllar süren siyasal sürgünden, tutkuyla bağlı olduğu İstanbul’una dönebildiğinde yetmişinin sonlarındadır. Devrimci bir emeklilik yaşam çizgisi çekmiştir kendince. İstanbul’uyla özlem giderecek, dış ülkelerde sürekli içinde olduğu sanat etkinliklerini ülkesinde izleyecek, artık kapalı olan eski örgütü adına dış ülkelerde sürdürdükleri etkinliklerden üstünde kalmış yüklüce parayı vereceği en uygun örgütü arayıp bu ağır yükten kurtulacaktır. Bir de roman yazmayı düşünmektedir bu arada. Çelişkilerle çalkalanarak değişen, değişmeyen Türkiye’de şaşkınca dolaşmaya başladığı daha ilk günlerinde bir genç kız çıkar karşısına. Aralarında yaş uçurumu olan, inandıklarının tam karşısında değerler tablosunu benimsemiş görünen bu genç kızla, Esme’yle karşılaşması yeni bir dönem başlatmıştır yaşamında.

Kızgınlıklar, karşılıklı suçlamalar içinde bağlı oldukları değerleri tartışmaları, birbirlerini gizli, açık, kaçınılmaz biçimde de kendilerini sorgulamaya başlamalarıyla yepyeni bir yola düşerler. Ülkenin özgürlük kavgası, tarihten gelen, çözüm bekleyen Kürt, Ermeni sorunları, tüm bu sorunlarla birlikte dış-iç egemen karanlık güçlerin, mafyaların kanlı gölgesi vardır bu bin bir tehlikeyle dolu yolun üzerinde.

Sayfanın Devamını Oku »

Tags:

Comments Yorum yok »

Hasan Rıza Soyak devletin en üst kademesindeÖzel Kalem Müdürlüğü görevini sürdürdüğü yıllar boyunca edindiği izlenimlerden, kendince önemli gördüklerini Atatürk’ten Hatıralar kitabında topladı.

Soyak, Atatürk’ün günlük yaşamına ilişkin pek çok ilginç ayrıntıyı ve hilafetin kaldırılması, Cumhuriyet’in ilanı, Şeyh Sait isyanı, İstiklal Mahkemeleri, İzmir suikasti, Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın kuruluşu, Montreaux Konferansı, Hatay meselesi gibi devletin iç ve dış politikalarını belirlemiş olay ve kişilerle ilgili geniş bilgi vermektedir. Atatürk’ün yakın çevresindeki kişilerle ilişkilerinin, üzüldüğü, sinirlendiği, eğlendiği anların Hasan Rıza Soyak’a duyduğu mutlak güvenin dile getirildiği hatıralarda, Soyak’ın da Atatürk’e duyduğu derin ve içten bağlılık anlatılmıştır.

Tags:

Comments Yorum yok »

İki ters, iki yüz… Sokaktan biri geçti az önce, karsı eve girdi. Rahatladım, daha erken, katlanamayız birbirimize. Koyu karanlıklarda belki, aynı yatakta bedenlerimizi sakınarak uyurken. Erken sabahlarda biraz, henüz uyku mahmurluğundan sıyrılmadan. Bayramlarda, zorunlu aile ziyaretlerinde, kısa sürelerde, ancak.

2004 Yunus Nadi Öykü Ödülü sahibi Ayşe Sarısayın, yeni öykülerini topladığı kitabı Yorgun Anılar Zamanı’nda yine kadın kahramanların arasında geziniyor. Masallar arasında büyüyen bir kız çocuğu, gördüğü mutlu evliliklerin bozulup dağıldığına tanık olmuş bir genç kız, kendi hüzünlü geçmişinden torununu sakınan bir anneanne ve evliliğini sürdürememiş kadınlar… Ayse Sarısayın, değerlerin sarsılmaya yüz tuttuğu toplumumuzda kadının ne olursa olsun ayakta kaldığını, kalabileceğini gösteriyor bize. Böylece biz bu hüzünlü ama dirençli kadınlarda mutlaka kendimizden bir şeyler buluyoruz. Yorgun Anılar Zamanı, ölçülü, şiirsel dili ve inandırıcı anlatımıyla AyŞe Sarısayın’ın öykü yolculuğunda yepyeni bir durak ve öykü edebiyatımızda iz bırakacak bir kitap.

Tags: , ,

Comments Yorum yok »

İnsanın, trajik yazgısına karşı çıkışı var bu kitapta; umutsuzluğun reddi var. İnsanın, kadın ve anne olarak kendisiyle karşı karşıya gelişi var bu kitapta; yaşama ve yaşatma hırsının inanılmaz gücü var. Ustaca kurulmuş lirik bir roman bu kitap, bir yerinde mutlaka siz varsınız.
“Özyurt”un öyküleri, günlük yaşamın içinde, çoğunlukla gözümüzden kaçan olayları ve çoğunlukla zorda kalmış bireyleri anlatıyor. Dil, sade ve rahat. Anlatım, ilgi çekici”
Mehmed Uzun
“Yansıttığı ayrıntılar okurun gözlerinin önünden sinema şeridi gibi geçiyor ama, bazıları Edward Munch’un “Çığlık” adlı tablosu gibi yapışıp kalıyor. “Ay Aslında Camdanır”ı okurken, benimle aynı zevki paylaşacağınızdan eminim.”
Gürhan Uçkan
“Hamdi Özyurt’un her zaman için coşkuyla yazacakları ve onu her zaman coşkuyla okuyacaklar var.”
Kertsin Tejos / Avsikter - İsveç
“Hamdi Özyurt, planlı, disiplinli, çok yönlü ve üretken bir yazar.”
Inger Hammer / Gotlands Allehanda - İsveç

Tags: ,

Comments Yorum yok »

Gazetenin en yetenekli, en çalışkan muhabiri ortadan kaybolmuştu. Öldürülmüş olmasından korkuluyordu. Martin Beck araştırmaya başladı. Bir süre sonra inanılmayacak bazı olaylar ortaya çıktı.
“İsveç polisiyelerine bayılırım. Bu zevki bana Aydın Arıt’ın güzel Türkçe’siyle çevrilen ve hiç ara vermeden altı cildini arka arkaya okuduğum Martin Beck dizisi kazandırmıştır. Maj Sjöwall ile Per Wahlöö’nün birlikte yazdıkları bu dizinin Sjöwall’ın ölümüyle yarım kaldığını öğrendiğimde hüzünlenmiştim. Taşınmalarımın birinde elden çıkarmışım o kitapları. Bazen özlüyorum.”
Murathan MUNGAN / Milliyet Kültür-Sanat
Yayımlandığı her ülkede, kitap eleştirmenleri tarafından beğenilen ve dünyanın en iyi polisiyeleri arasında gösterilen Martin Beck dizisinin bütün serüvenlerinde ince zeka oyunları, inanılmaz olaylar ve inandırıcı sonuçlar buluyor.

Tags: ,

Comments Yorum yok »

“Sanki Fanshawe son yazdıklarının benim bu konudaki bütün beklentilerimi altüst edeceğini biliyordu. Bunlar, pişmanlık duyan bir adamın sözleri değildi. Sorumu soruyla yanıtlamamıştı, bu yüzden her şey çok açık kalmıştı, bitmemişti, yeniden başlayacaktı. İlk sözcükten sonra yolumu şaşırdım, o dakikadan sonra ancak el yordamıyla ilerleyebildim, karanlıkta tökezledim, benim için yazılmış bir kitap beni kör etmişti.”

Çağdaş Amerikan edebiyatının en özgün yazarlarından Paul Auster’in New York Üçlemesi, yazarın hayranlarının mutlaka okuması gereken üç kült kitabı birleştiriyor: Cam Kent, Hayaletler ve Kilitli Oda. Polisiye romanla postmodern kurmacanın bir harmanı olan ve kafkaesk bir üslupla örülen üçlemede yazar, okuru kilitli odalarda, geçmişte ve gelecekte, tuzaklı sokaklarda, çifte ve karanlık kişiliklerle donattığı kahramanlarının peşinde dolaştırırken, romanın her sayfasına dağıttığı ipuçlarına anlam vermeyi okura bırakıyor. Kahramanlarını, soyut ya da somut kilitli odalara sokarak özgürlüklerini ancak oradan kaçarak elde edebilecekleri bir dünya kuruyor. Sokuldukları kafesin sınırlarının nereye vardığını ancak kurtulunca anlayan kahramanlarına -ve okuruna- üzerlerindeki baskıdan kurtulma kapılarını açacak anahtarların da sunuyor. New York Üçlemesi, edilgen okur için yalnızca bir kilitli oda ya da aynalarla dolu bir koridor. Gerçek okur ise bu metnin, dünyayı başka bir açıdan göstererek ruhlarımızın çizgilerini yansıtan bir havuz olduğunu görecektir.

Tags: , ,

Comments Yorum yok »

Bu kitapta karşımıza çıkan, geçmişten olduğu kadar gelecekten de beklenen günler…
Öyküler ise geçmişe dair bir ses taşımalarına rağmen, biçim olarak geleceğe yönelik daha çok.
O günler geldiğinde bu öyküler yakılacak mı yakılmayacak mı bilinmez ama Başar Başarır’ın arayışları sürecek gibi görünüyor.Türkçe’yi istediği şekle sokmaktan yana bir yazar o. Kelimeler sanki birer hamur parçası, öyküsünü anlatırken yoğuracağı. Her öyküde farklı bir dünya yaratmayı, farklı bir dille, alışılmış anlatım kalıplarının dışına çıkmayı amaçlıyor. Bu arada anlatmayı istediklerinden de vazgeçmiyor asla. Bazen bahçe makasıyla alçılarını kesen inatçı kahramanları oluyor öykülerin, bazen bir köprüde buluşuyor yoladam ile yokkadın, bazen beklenmedik, umulmadık sonlar karşılıyor okuyucuyu, bazen gerçeküstü, bazen gerçeğin ta kendisi hâkim oluyor satırlara. Muzip, zekice, duygulara seslenen ama onları asla sömürmeyen öyküler var bu kitapta. Biraz masalsı belki… Getirin O Günleri Yakalım Bu Öyküleri, edebiyatseverlerin kaçırmaması gereken bir okuma zevki sunuyor.

Tags: , ,

Comments Yorum yok »

Dünyada olduğu gibi ülkemizde de uzun süre çok satanlar listesinde olan “Yalnız Kadınlar Sokağı” ve “İtalyanca Aşk Başkadır”ın yazarı Maeve Binchy’nin yeni romanı.
Yalnız Kadınlar Sokağı ve İtalyanca Aşk Başkadır’ın yazarı Maeve Binchy’nin yeni romanı. Bütün dünyadan sonra Türk okurunu da fetheden ve kitapları haftalarca “çok satanlar” listesinden düşmeyen Maeve Binchy’den rüya gibi bir kitap daha…
ABD’de yüzyılın 100 yazarı arasında yer alan İrlandalı yazar Maeve Binchy Geri Döneceksin’de okurlarını hayal kırıklığına uğratmıyor, kadınların yalnızlıklarını, umutlarını, aşklarına sahip çıkışlarını, hayata karşı direnişlerini ortaya koyuyor. Onun kahramanları her şeye rağmen gözyaşlarını arkada bırakarak yaşamayı sürdürüyor.

Comments Yorum yok »