“Evrim Teorisi” Kategorisi İçin Arşiv


Bundan 70 yıl kadar öncesine dek, evrimciler “kara canlılarının atası” saydıkları bir balık fosiline sahiptiler. Ancak bilimsel gelişmeler, bu balık hakkındaki tüm evrimci iddiaları sona erdirdi.

Balıklar ile amfibiyenler arasında hiçbir ara form fosili olmadığı, bugün evrimcilerin de itiraf ettiği bir gerçektir. Ama bundan 50 yıl öncesine kadar Coelacanth adı verilen bir balık fosili, birçok evrimci kaynakta çok kesin bir ara-geçiş formu olarak tanıtılıyordu. Evrimciler yaşı 410 milyon yıl olarak hesaplanan Coelacanth’ın ilkel bir akciğere, gelişmiş bir beyne, karadan çıkmaya hazır bir dolaşım ve sindirim sistemine, hatta ilkel bir yürüme şekline sahip bir ara-geçiş formu olduğunu iddia ediyorlardı. Bu evrimci yorumlar 1930′lu yılların sonuna kadar bütün bilim çevrelerinde tartışmasız kabul edildi. Sayfanın Devamını Oku »

Tags:

Comments Yorum yok »

Balıklar ve amfibiyenler yeryüzünde bir anda ve hiçbir ataları olmadan ortaya çıkmıştır. Evrimciler her iki canlı grubunun da kökenini açıklayamaz.

Evrimciler Kambriyen Devir’de ortaya çıkan omurgasız deniz canlılarının, on milyonlarca yıllık bir zaman dilimi içinde balıklara dönüştüğünü iddia ederler. Ancak bu omurgasızlar ile balıklar arasında bir evrim olduğunu gösterebilecek hiçbir ara-geçiş formu yoktur. Oysa iskeletleri olmayan ve sert kısımları vücutlarının dış kısmında yer alan omurgasızların, sert kısımları vücutlarının ortasında yer alan kemikli balıklara evrimleşmesi çok büyük bir dönüşümdür ve çok sayıda ara form izi bırakmış olması gerekir.

Sayfanın Devamını Oku »

Tags:

Comments Yorum yok »

Yeryüzü tabakaları incelendiğinde, dünyadaki canlılığın birdenbire belirdiği görülür. Çok sayıda canlı türü, bir anda ve eksiksiz halleriyle Kambriyen Devir’de ortaya çıkmıştır. Bu bulgu, yaratılışa çok açık bir delil oluşturmaktadır.

Kompleks canlı yaratıkların fosillerine rastlanılan en derin yeryüzü tabakası, 520-530 milyon yıl yaşında olduğu hesaplanan “Kambriyen” tabakadır.

Sayfanın Devamını Oku »

Tags:

Comments Yorum yok »

Darwin “eğer teorim doğruysa, sayısız ara form fosili bulunmalı” demişti. Oysa evrimciler 140 yıllık çabaya rağmen tek bir tane bile bulamadılar.

Sayfanın Devamını Oku »

Tags:

Comments 1 yorum Var »

Darwinizm’in bütün iddiaları “kademe kademe gelişim” senaryosuna dayanır. Oysa 20. yüzyıl biliminin ortaya çıkardığı “indirgenemez kompleks” organlar, bu senaryoyu ve onunla birlikte tüm evrim teorisini yıkmaktadır.

Eğer bir evrimciye, “Canlıların sahip oldukları olağanüstü organlar nasıl ortaya çıktı?” diye sorarsanız, size şu senaryoyu anlatacaktır:

Sayfanın Devamını Oku »

Tags:

Comments Yorum yok »

Mutasyonlar, canlıların başına gelen genetik kazalardır. Ve her kaza gibi zarar verir, tahrip ederler. Mutasyonun “evrim” sağlaması, bir çekiç darbesinin bir saati geliştirmesi kadar imkansızdır.

Doğal seleksiyonun hiçbir evrimleştirici etkiye sahip olmadığını gören evrimciler, 20. yüzyılda iddialarına bir de “mutasyon” kavramını eklemişlerdir. Mutasyonlar, radyasyon gibi dış etkenler sonucunda canlıların genlerinde meydana gelen bozulmalardır. Evrimciler ise bu bozulmaların canlıları evrimleştirdiğini öne sürerler.

Sayfanın Devamını Oku »

Tags:

Comments Yorum yok »

Doğal Seleksiyon Yanılgısı

 

Sayfanın Devamını Oku »

Tags:

Comments Yorum yok »


Miller deney aparatıyla birlikte

Evrimciler, hayatın ilkel dünyada tesadüfen oluştuğu iddiasına delil olarak, çoğu zaman Miller Deneyi’ni gösterirler. Oysa, yaklaşık yarım asır önce gerçekleştirilen deney, ilerleyen yıllarda ortaya çıkan bulgularla tüm bilimsel anlamını yitirmiştir.

Sayfanın Devamını Oku »

Tags:

Comments Yorum yok »

Canlıların mükemmel tasarlanmış yapıları, asla tesadüfler sonucunda kendiliğinden oluşamayacaklarını ispatlamaktadır. Doğadaki tasarım, yaratılışın açık bir delilidir.

Sayfanın Devamını Oku »

Tags: , ,

Comments Yorum yok »