“Eğlence” Kategorisi İçin Arşiv


31. 05.1955 tarihinde, Cihangir’deki bir apartmanın beşinci katında gözlerini hayata açtı. Babası yakışıklı bir adamdı. Nilüfer’in annesi Lütfiye Hanımla üçüncü evliliğini yapmıştı. Babası ticaretle uğraşıyor, İtalyanlara sinema makinaları ve aksesuvarları ithal ediyordu. Babası doğma büyüme İstanbullu annesi ise Bulgaristan göçmeni olan Nilüfer çocukluğundan söz ederken çocukluğunun çok mutlu, el bebek gül bebek geçen bir dönem olduğunu söylüyor. * Nilüfer müzikle iç içe bir evde doğmuş. Babası piyano çalar annesi de güzel sesiyle şarkılar söylermiş. O dönemlerde çok az sayıda ailenin sahip olduğu makaralı teyp eve geldiğinde Nilüfer bayram yapmış. Hemen en sevdiği şarkıları mikrofonla okuyup teybe kaydetmeye başlamış.

Tags:

Comments Yorum yok »

Nazan Öncel’in Kuruçeşme’deki evinin kapısı açıldı. Bir kaç saniye açılan kapının ardındaki yüze baktım. İtiraf ediyorum, ilk anda onu evde çalışan biri zannettim. Saçlarını iki örgü yapmıştı. Yüzünde hiç makyaj yoktu ve onu Nazan Öncel yapan hatları, mesela kalın dudakları, koyu gözleri, karakteristik burnu belli olmuyordu. Merdivenleri tırmanıp üst kattaki balkona geçerken şaşkınlığımı üzerimden attım. Fakat bu kez de Nazan Öncel’in sakinliğine çarptım. Çok sakin bir kadın. Ama bu cool tabir edilen bir sakinlik değil. Nasıl söyleyeyim. Tam da saçlarını iki örgü yapan, balkonda yetiştiridiği çiçeklerle konuşup küçük yeğenine Türkan Şoray Kirpiği örneğiyle hırka ören bir kadının sakinliği. Nazan Öncel hakikaten de yeğenine hırka örüyor, çiçekleriyle konuşuyordu. Ama bu o mu? Gerçekten o bu mu? Bana sorarsanız değil. Neden değil derseniz, size fırtınalı hayatını, tonlarca duyguyu yüklediği şarkılarını kanıt olarak gösterebilirim. Bu kadar sakin bir kadın şarkı sözünde ‘‘sıkıyorsa biri birşey söylesin’’ der mi? Şarkı sözü ayrı, hayat ayrı derseniz o başka. Zaten Nazan Öncel de öyle diyor.

Tags:

Comments 1 yorum Var »

Türk müziğinin en güçlü yorumcuları arasında yer alan Ebru Gündeş 12 Ekim 1974 tarihinde İstanbul’da doğdu. Çocukluk yıllarını Şirinevler’de geçiren Gündeş, hani o her fırsatta masaya çıkıp şarkı söyleyen çocuklardan biriydi. Konfeksiyon işçisi olarak çalıştığı yıllarda sesinin güzelliğini duyan bir tanıdığın ve Neşe Demirkat’ın yardımıyla Marş Müzik Yapım ile anlaştı. Ebru bir süre Emel Sayın’a vokalistlik yaptı, bir yandan da ilk albümünün hazırlıklarına başladı.

1993 yılında çıkan “Tanrı Misafiri” o sıralar oldukça seyrek albümün yayınlandığı müzik piyayasında oldukça etkili oldu. Albümle aynı adı taşıyan ve yıllar önce Ajda Pekkan’ın seslendirdiği “Tanrı Misafiri” Ebru Gündeş’in ilk hitiydi.

Sayfanın Devamını Oku »

Tags: , , , , ,

Comments Yorum yok »

Asıl ismi Marshall Mathers olan olay rapçi Eminem, 17 Ekim 1973 tarihinde Kansas şehri yakınlarında küçük bir yerleşim yeri olan St. Joseph’te doğdu. Çocukluğunun büyük bir kısmını annesiyle birlikte şehir şehir dolaşarak geçiren Mathers’ın bu gidip gelmeleri, gelecekte tanışacağımız agresif Eminem kişiliğinin temelini oluşturuyordu. En sonunda 12 yaşındayken annesinin Detroit’i seçmesiyle yerleşik mekana geçen genç adam, küçük yaştan itibaren hip hop ve rap müziğine karşı büyük bir ilgi göstermeye başladı. Orada Lincoln Junior ve Osborne liselerine devam eden; agresif kişiliği, derslere olan ilgisizliği ve sert mizacıyla dokuzuncu sınıfta okuldan atılan Marshall, kendini doğrudan hip hop ortamı içinde buldu ve “Basement Productions”, “The New Jacks” ve “D12″ gibi farklı rap gruplarıyla birlikte zaman geçirmeye başladı.

İhtiyacı olan iç huzur ve adaleti evinde bulamayan Mathers’in istediği yaşam, sokaklarda ve hip hop kültüründeydi. Kendine Eminem adını takarak, siyahların arasındaki “garip ve sinirli beyaz genç” olarak tanımlanacağı hayatına hızlı bir giriş yaptı.

Sayfanın Devamını Oku »

Tags: , , , ,

Comments Yorum yok »

25 Haziran 1941 İstanbul doğumludur. Annesi İstanbul Belediye Konservatuarı’nda Klasik Batı Müziği piyano öğretmeni olduğundan dolayı ilk enstrümanı piyano oldu. Hatta kendisine sorulduğu zaman:
- “Ben piyano çalmaya nasıl başlamış olduğumu bile bilmiyorum. Bu enstrümanı doğal olarak çalıyorum.Ben gitarcıyım!”, der.
Alman Lisesi’nde okurken aynı zamanda konservatuara da devam etti. Gitara başlama tarihi 1956, ilk konser ise (piyanoyla) 29 Aralık 1957 Galatasaray Lisesi’ndedir.

Bu konser Erkin Koray’ın hayatının büyük bir dönüm noktasını teşkil etmiştir. O güne kadar Elektronik ve Atom Mühendisi olmak isteyen Erkin, belki kaderin cilvesi, belki de normal netice olarak, kendi tabiri ile “Elektronik Müzik Mühendisi” olur.
O konseri, tam bir ay sonra 25 Ocak 1958 de Eminönü Halkevi, 20 gün sonra Alman ve arkasından Avusturya Lisesi konserleri izler. Ve artık önüne geçilemeyen bir konserler zinciri birbirini takip eder. Gazeteler kendisinden “Rock’n'Roll Kralı” diye bahsediyorlardır artık…
1963 - 65 yılları arası askerlik yıllarıdır. Hava Kuvvetleri Caz orkestrası’nda Gitarist - Solist olarak görevini yapar. Söylediği şarkıların notalarını 14 kişilik orkestraya yazar. “Rock şarkılarını büyük orkestra ile söylemek çok şahane bir olaydı. Neredeyse askere tekrar gideceğim geliyor”, diye bahseder o yıllardan…
Askerden sonra “olayı yerinde incelemek” amacıyla doğru Almanya’ya gider. O sırada Beatles’ın da oradan şöhret olmuş olduğu, müziğin kalbinin attığı yer sayılan Hamburg’daki Star Club’da alır soluğu… Her gün en az üç İngiliz grubu çalmaktadır Star Club’da… Onları yakından izler. Bir çoğuyla da tanışır. Amaç Türkiye’de yapılacak olan şeyin hakkını vermektir. Bu arada Hiccups adlı bir Alman Grubu’yla da sahneye çıkmayı ihmal etmez. Ki, daha sonra o grubun basçısı Bernhard Weber’i yanına alarak dönecek ve bu olay Türkiye’de Hard Rock döneminin başlangıcı olacaktır.
Diğer yandan ilk Elektro - Bağlamayı da Şemsi Yastıman’a tarifini vererek yaptırıp, o konuda da bir ilk olur. “Ben sazcı değilim. Saz çalanlara örnek olsun diye yaptım”, der ama, sahnede kullanmayı da ihmal etmez.İki yıl sonra, askerden önce yaptığı “Bir Eylül Akşamı” adlı plak (kendi öyle diyor) sayılmazsa, ilk plağını dolduruyor: “Kızları Da Alın Askere - Aşk Oyunu”. Onu “Anma Arkadaş, Sana Birşeyler Olmuş, Kendim Ettim Kendim Buldum” gibi 45′lik plaklar takibediyor. (Diskografi bölümünde, çıkmış olan plakların tam listesini bulabilirsiniz)
1971′de Fransa’ya gider, döndüğünde “Yağmur” piyasaya çıkar. 1974′te ise “Şaşkın, Fesuphanallah, Estarabim, Arap Saçı” ile bu sefer başka bir döneme imzasını atar. Sonra uzunca bir yurtdışı seyahati 1975 -1984 yılları arasına rastlar. 1983 yılında Kanada’da bir kız çocuğu sahibi olur. Bu onun dönüş sinyalidir. Çünkü: “Ben çocuğumu en az 18 yaşına kadar Türkiye’de büyütmek isterim”, der.
Dönüşten sonra özel durumları yüzünden, “kızı ayağa kalkacak yaşa gelinceye kadar” bir aradan sonra, yine bir İLK’e adını yazdırır: İstanbul Beyoğlu’nda BİLSAK (Bilim, Sanat, Kültür Merkezi) nde ilk Rock Bar açılır.
“Bu da Elli’sinden sonraki ilk …”, diyor kendisi bu işe… Şimdi yüzlerce Rock Bar var Beyoğlu’nda… Orada eşine rastlanmayacak değişik bir formasyonla sahneye çıkar. Önünde klavye ve sırtında gitar…
Her babayiğidin harcı olmayacak bir gösteri yapıyor Erkin Koray sahnede…

Tags: ,

Comments Yorum yok »

GECE YOLCULARI grubu 1993 yılında kurulmuştur. Grup 5 kişiden oluşmakta ve tamamı İstanbul’da yaşamaktadır. Kurulduğu amatörlük günlerinden beri grubun en temel hedefi;
- Samimi
- Her yaş grubundan olumlu tepki alabilen
- Hem müzikal, hem de grup duruşu açısından kendi kulvarını ve tarzını yaratabilen, Evrensel bir müzik grubu konseptli albümler üreterek bunu kitlelerle paylaşmaktı.
Böylece yaptığı üretimleri ticari anlamda da önemli başarılar yakalayacak bir seviyeye çıkarıp, dünyadaki örneklerinde olduğu gibi Türkiye müzik endüstrisine yeni bir soluk getireceğine inanmıştır.  Bu hedeflerini müzik endüstrimizin her alanında, yaşayarak, gözlemleyerek ve kuşakdaşı olsun veya olmasın her tür Türkçe sözlü üretimleri irdeleyerek oluşturmuş ve ortaya koymuştur. 

Müzik gruplarının her ülkede olduğu gibi müziği besleme gibi bir misyonu vardır. Şu an ülkemizde bu anlamda bir üretim darlığı yaşanmaktadır. Gece Yolcuları ülkemizde böyle bir misyonu kendi tarzında yüklenmeye hazırdır.

Sayfanın Devamını Oku »

Tags: , , ,

Comments Yorum yok »

Stone Roses gibi Happy Mondays’de, 80′li yılların sonu 90′lı yılların başında Manchester platformunda 1992 yılında grup dağılana kadar sürecek bir dönemde, kısa fakat önemli başarılara imza atmıştır. Stone Roses 60′lı yılların pop müziğine sadece dans ritmlerini eklerken Happy Mondays, kendini club ve rave kültürünün içine atmıştır. Grubun müziğinde fark edilen bir başka özellik ise, topluluğun 70′lerin soul müziğini 60′ların psychedelic melodilerine dönüştürebilmesindeki o kısa çizginin ayarını başarıyla yerine getirebilmeleridir. Hiç bir işi olmayan samimi arkadaşlar Shaun Ryder ve Bez’in 1981 yılında keyif verici madde kullanmak dışında da bir şeyler yapabileceklerini düşünmeleri üzerine; Ryder’ın erkek kardeşi Paul’u bas gitarist, amatör bir futbolcu olan Gary ‘Gaz’ Whelan’ı baterist, Paul Davis’i klavyeci ve nihayet profesyonel olarak bir müzik aleti çalabilen tek kişi Mark Day’i de gitarist olarak aralarına ekleyerek Happy Mondays’i kurdular.

Tags: ,

Comments Yorum yok »

Emral ve Celal Avşar’ın ilk çocukları olarak, 10 Ekim 1963′te, Edremit’te dünyaya geldi. Orta halli bir ailenin üç çocuğundan biri olan Hülya Avşar, liseyi bitirdikten sonra öğrenimine devam etmedi. Küçük yaşta yaptığı evlilik çabuk sona erdi ve Mehmet Tecirli’den boşanması Avşar’ın yaşamını tamamen değiştirdi.

Türkiye kamuoyu Hülya Avşar adıyla ilk kez Bulvar Gazetesi’nin düzenlediği Kainat Güzellik Yarışması’yla duydu. Yarışmada birinci seçilmişti seçilmesine ama başından geçen evlilik nedeniyle tacı geri alındı. Bu olay, daha sonraki yıllarda onun “taçsız kraliçe” olarak anılmasına neden olacaktı.

Sayfanın Devamını Oku »

Tags: , ,

Comments Yorum yok »

Türkiye’nin en ünlü şarkıcısı İbrahim Tatlıses, 1 Ocak 1952 yılında Urfa’da dünyaya geldi. Kalabalık ve yoksul bir ailenin çocuğuydu. Küçük yaşlarda çalışmaya başladı. İnşaatlarda soğuk demir ustalığı yaptı. Adanalı bir sinemacının, inşaatta türkü söylerken onu fark etmesiyle Tatlıses’in büyük yolculuğu başlamış oldu. Önce Adana’da ardından Ankara’da çeşitli gazinolarda sahneye çıktı. Sesinin güzelliği ve güçlülüğü şöhretini kulaktan kulağa yaydı. Yetmişli yılların ortalarına doğru artık İstanbul’a gelmişti.

1977 yılında çıkardığı “Ayağında Kundura” adlı kırkbeşlik plakla tüm Türkiye’ye sesini duyurdu. Ardından “Sabuha”, “Dom Dom Kurşunu”, “Bir Mumdur” gibi türküleriyle kendine geniş bir hayran kitlesi yarattı. Seksenli yıllarda tüm Avrupa ve Ortadoğu ülkeleri de İbrahim Tatlıses ile tanıştı. Bu yıllarda çıkardığı “Allah Allah”, “Kara Zindan”, “İnsanlar” ve “Fosforlu Cevriyem” gibi albümlerinin satışı milyonları aştı.

Sayfanın Devamını Oku »

Tags: ,

Comments Yorum yok »