“Biografi Arşivi” Kategorisi İçin Arşiv
Fatih Tarafından Biografi Arşivi Kategorisine Yazıldı
Yeşilçam’ın en eski ve tutarlı karakter oyuncularından biridir Sadri Alışık.Yıllar süren hayat savaşı sırasında,övülerek göklere çıkartılmış,en yakın bildiği dostları tarafından terkedilmiş,mutluluğun sevincini,aldanmanın üzüntüsünü yaşamıştır.Hassas ve içe dönük olan yapısı zaman zaman çok incinmiştir ama her şeye rağmen,oyunculuğunu,kişiliğini herkese kabul ettirmiş ve Türk Halkı tarafından çok sevilmiştir. 5 Nisan 1925 yılında Paşabahçe’de bahçesinde meyve ağaçları bulunan üç katlı ahşap bir evde dünyaya geldi Mehmet Sadrettin Alışık…
Tüm aile büyüklerinin ve kardeşi Nevin’in onu Sadri diye çağırmaları nedeni ile,hayatının geri kalan kısmını da hep Sadri Alışık olarak geçirdi…Zeki ve bir o kadar da yaramaz bir çocuk olan Sadri Alışık otoriter bir baba ve gene otoriter bir anne ile büyüdü…İçinde ki oyuna hasret duygusunun ileride oyuncu olmasına neden olacağını ne o dönemlerin küçük Sadri’si ne de ailesi bilemezlerdi elbet.
Sayfanın Devamını Oku »
Yorum yok »
Fatih Tarafından Biografi Arşivi Kategorisine Yazıldı
Osmanlı, denizci. Dünya haritaları ve denizcilik kitabıyla tanınmıştır.
Doğum tarihi kesin olarak bilinmiyor. 1465-1470 arasında Gelibolu’da doğdu. Kahire’de öldü. Asıl adı Muhiddin Pirî’dir. Karamanlı Hacı Ali Mehmed’in oğlu ve ünlü Osmanlı denizcisi Kemal Reis’in yeğenidir. Akdeniz de korsanlık yapmakta olan amcasının yanında yaklaşık 1481′den sonra denize açıldı. 1487′de onunla birlikte İspanya’daki Müslümanlar’ın yardımına gitti. 1491-1493 arasında Sicilya, Sardunya, Korsika adalarına ve güney Fransa kıyılarına yapılan akınlara katıldı. Amcasıyla birlikte Osmanlı Devleti’nin hizmetine girerek 1499-1502 Osmanlı-Venedik Savaşı’nda bir savaş gemisinde kaptanlık yaptı. 1511′de amcasının ölümü üzerine Gelibolu’ya çekilerek Kitab-ı Bahriye (Denizcilik Kitabı) üzerinde çalıştı ve 1513′te bir dünya haritası çizdi.
Sayfanın Devamını Oku »
Yorum yok »
Fatih Tarafından Biografi Arşivi Kategorisine Yazıldı
Orhan Veli Kanık
İstanbul’da doğmuştur (1914). Cumhurbaşkanlığı Bando Heyeti şeflerinden Veli Kanık’ın oğludur. İlk öğrenimini Galatasaray Lisesi’nin ilk kısmında yapmış, dördüncü sınıfı burada tamamlamış (1925), ilkokulu Ankara’ya gittikleri için Gazi İlkokulu’nda bitirmiştir (1926). Daha sonra Ankara Erkek Lisesi’ne yatılı girmiş, burayı bitirdikten sonra (1933) İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe bölümüne girmiştir. Ancak Fakülte’yi bitirmeden Ankara’ya dönmüş (1936), PTT Genel Müdürlüğü Telgraf İşleri Reisliği Nizamlar Bürosu’na memur olarak girmiştir. Daha sonra askere gitmiş (1942-1944), terhis olunca da Milli Eğitim Bakanlığı Tercüme Bürosu’na girmiştir. Reşat Şemsettin Sirer’in Milli Eğitim Bakanlığı’na getirilmesi üzerine, Bakanlığa egemen olan “tutucu havaya uyamayacağını anlayarak” görevinden istifa eder. Türk yazınında olduğu kadar dönemin düşünce yaşamında da önemli yeri ve etkisi olan Yaprak dergisini yayımlamaya başlamış (1 Ocak 1949), 28 sayı çıkarmıştır. Oktay Rifat ve Melih Cevdet Anday’la birlikte, Nâzım Hikmet’in serbest bırakılması için üç gün açlık grevi yapmış (1950), eylem geniş yankı uyandırmıştır.
Ankara’da bir gece sokakta Belediye’nin açtırdığı bir çukura düşmüş, başından yaralanmış (10 Kasım 1950), iki gün sonra da İstanbul’a gitmiştir. İstanbul’da bir arkadaşının evinde öğle yemeği yerken fenalık geçirmiş, hastaneye kaldırılmıştır (14 Kasım 1950). Alkol zehirlenmesi teşhisiyle tedavi edilmiş, ancak sonradan beyin kanaması geçirdiği anlaşılmıştır. Aynı gün akşama doğru komaya giren Orhan Veli, geceleyin saat 23.20′de hayata gözlerini yummuştur (14 Kasım 1950).
Sayfanın Devamını Oku »
Yorum yok »
Fatih Tarafından Biografi Arşivi Kategorisine Yazıldı
ORHAN KEMAL, asıl adı Mehmet Raşit Öğütçü (Adana 1914 - Sofya 1970) T.B.M.M. 1. dönem Kastamonu milletvekili (1920-1923) avukat Abdülkadir Kemali’nin oğlu. Babasının Ahali Fırkası’nı kurmasının (1930) ardından, gelişen olaylar sonucu ailesi Suriye’ye göç ettiği için ortaokul son sınıfta öğretimini bıraktı (yaşamının bu dönemini “Küçük Adamın Notları” başlığı altında yayımlamaya başladığı yaşamöyküsel romanı Baba Evi’nde (1949) konu edinmiştir). Bir süre sonra doğduğu kente dönerek pamuk fabrikalarında işçilik, dokumacılık, ambar memurluğu, Verem Savaş Derneği’nde kâtiplik yaptı (yaşamının bu dönemi, Yugoslavya göçmeni bir ailenin işçi kızıyla evlenmesinin (1937) hikâyesi Avare Yıllar (1950), Cemile (1952) Dünya Evi (1960), Arkadaş Islıkları (1968) romanlarına konu olmuştur). Askerlik görevini yaparken ceza yasasının 94. maddesine aykırı davranıştan 5 yıl hapse mahkûm edildi (1939). Bursa cezaevinde bulunduğu sırada, burada tutuklu Nâzım Hikmet’le ilişkileri, toplumculuk anlayışı üzerinde etkili oldu (bu konuyla ilgili anıları Nâzım Hikmet’le Üç Buçuk Yıl (1956) kitabındadır.) 1951′de İstanbul’a geldikten sonra tefrika romanlar, kitaplar yayımlayarak yalnızca kalemiyle geçindi. Tedavi için gittiği Sofya’da öldü. Cenazesi yurda getirildi; mezarı İstanbul’dadır.
Yapıtlarında güç yaşama koşulları içindeki küçük insanları, onların geçim sıkıntılarını canlandırır. Ancak sanat anlayışı yalnızca tanıklık etmeyi değil, halkın daha iyi bir yaşama ulaşmasına yardımcı olacak uyarıcı, yönlendirici bir gerçekçilik yolunu izlemiştir. İlk ürünleri 1930′larda kendi yaşam öyküsünden çizgilere dayanan bir çerçevede, Çukurova’da tarım ve fabrika işçilerinin sorunlarını işlemiş, daha sonra yaşamını sürdürdüğü İstanbul’da gurbetçilerin, kenar mahalle insanlarının, işçilerin dünyasını yansıtmıştır. Yaşamı geniş bir biçimde kapsayan yapıtı için cezaevi gözlemleri de malzeme olmuştur. Bu tür yapıtlardan 72. Koğuş (uzun öykü, 1954) oyun haline getirilerek AST (1967) ve Devrimci Ankara Sanat Tiyatrosu (1976) tarafından sahnelendi. AST’taki temsil sanatçıya Ankara Sanatsevenler Derneği’nin yılın en iyi oyun yazarı ödülünü kazandırdı. Konularını Çukurova çevresinden alan Vukuat Var (1959), Hanımın Çiftliği (1961), Kanlı Topraklar (1963), Kaçak (1970) romanları, toprak sahipleriyle tarım işçilerinin ilişkilerini, tarım kesiminde meydana gelen değişmelerin etkilerini, yoksul fabrika işçilerinin dünyasını ele alan bir dizi oluşturur. Murtaza (1952, Bekçi Murtaza adıyla Ulvi Uraz Tiyatrosu’nda sahnelendi 1969; Bekçi adıyla Ali Özgentürk tarafından filme alındı, 1986) fabrika çevresi konu edilirken körü körüne görev duygusuna bağlı kahramanın kişiliğini çözümler. Köyden kente nüfus göçü, gurbetçi-işçilerin Adana’daki güç yaşamı Bereketli Topraklar Üzerinde(1954) romanının eksenini oluşturur. Gurbet Kuşları (1962) bu konuyu işlemeyi gurbetçilerin İstanbul’daki yaşamından kesitler vererek sürdürür. Köylülerin, ırgatların, küçük elsanatlarıyla uğraşanların, küçük memurların vb. kaynaştığı bu yapıtlar yanında, kadınlarla genç kızlar ve çocukların serüvenlerini ele alan romanlar da özel bir yer tutar. Kenar mahallede yaşayan, kendi toplumsal konumundan daha geriye itilmiş ailedeki kadınlara ilgili El Kızı (1960), sinema ve eğlence dünyasında sömürülen kadınlarla ilgili Yalancı Dünya (1966), Sokaklardan Bir Kız (1968) bu çerçevedeki romanlarındandır. Suçlu (1957), Küçücük (1960), Sokakların Çocuğu (1963), gibi romanlarında, İstanbul’un yoksul çevrelerinde, çözülmüş aile yaşamlarının, eğitim bozukluklarının suça ittiği çocuklar ve onların ayakta kalabilme çabaları canlandırılır. Müfettişler Müfettişi (1966) ile onu izleyen Üç Kağıtçı (1969) taşradaki yönetici, memur çevresinin taşlamasıdır. Bunlar ve benzeri romanlarda hareketli olaylar, yer yer şive taklidinden yararlanan konuşmalarla sergilenen konular, yazarın 200 kadar öyküsünü de beslemiştir (Ekmek Kavgası, 1949; Kardeş Payı, Sait Faik Hikâye Armağanı, 1957; Önce Emek, ve Sait Faik Hikâye Armağanı ve TDK ödülü, 1968 vb.) 72. Koğuş, Murtaza gibi yapıtları yanında roman ve öykülerinden daha başka sahne uyarlamaları da yapıldı: Eskici Dükkanı (AST tarafından sahnelendi, 1969). Kardeş Payı (Ankara Mithat Paşa Tiyatrosu’nda sahnelendi, 1970-1971).
Yorum yok »
Fatih Tarafından Biografi Arşivi Kategorisine Yazıldı
Kendi ifadesiyle “Çemberlitaş’ta, Sultanahmet’e doğru inen sokaklardan birinde, kocaman bir konakta” doğmuştur (1904). Çeşitli okullarda, bu arada Amerikan Koleji’nde okumuş ve orta öğrenimini Bahriye Mektebi’nde yapmıştır (1922). Bu askeri okulda, din derslerini, Aksekili Ahmed Hamdi, tarih derslerini Yahya Kemal’den görmüş, ama asıl anlamda “edebiyat ve felsefeden riyaziyeye ve fiziğe kadar iç ve dış bir çok ilimde derin ve mahrem mıntıkalara kadar nüfuz edebilmiş” dediği İbrahim Aşkî’nin etkisinde kalmıştır. İbrahim Aşkî, verdiği kitaplarla onun “deri üstü deri bir plânda da olsa” tasavvufla ilk temasını sağlamıştır. Kısakürek Bahriye Mektebi’nin “namzet ve harp sınıflarını bitirdikten sonra” Darülfünun Felsefe Bölümü’ne girmiş ve oradan mezun olmuştur (1921-1924). Felsefedeki en yakın arkadaşlarından biri Hasan Ali Yücel’dir. Milli Eğitim Bakanlığı bursu ile bir yıl da Paris’te öğrenim yapmıştır (1924-1925). Yurda döndükten sonra Hollanda, Osmanlı ve İş Bankalarında memurluk ve müfettişlik gibi görevlerde bulunmuş (1926-1939), Ankara’da Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi, Devlet Konservatuvarı ile İstanbul’da Güzel Sanatlar Akademisi’nde ders vermiştir (1939-1942). Daha gençlik yıllarında basınla ilişkiye gelen Kısakürek, bu tarihten sonra memurlukla ilişkisini kesmiş, yaşamını yazarlık ve dergicilikten kazanmaya başlamıştır.
Necip Fazıl Kısakürek “uzun süren, fakat fikrîfaaliyetini ve yazı yazmasını engellemeyen bir hastalıktan sonra Erenköy’deki evinde ölmüş (25 Mayıs 1983), hadiseli bir cenaze merasiminden sonra Eyüp sırtlarındaki kabristana defnedilmiştir.
Sayfanın Devamını Oku »
Yorum yok »
Fatih Tarafından Biografi Arşivi Kategorisine Yazıldı
Yorum yok »
Fatih Tarafından Biografi Arşivi Kategorisine Yazıldı

Türk halk bilgesi. Halk dilinde, duygu ve inceliği içeren, gülmece türünün öncüsü olmuştur.
Sivrihisar’ın Hortu yöresinde doğdu, Akşehir’de öldü. Babası Hortu köyü imamı Abdullah Efendi, annesi aynı köyden Sıdıka Hatun’dur. Önce Sivrihisar’da medrese öğrenimi gördü, babasının ölümü üzerine Hortu’ya dönerek köy imamı oldu. 1237′de Akşehir’e yerleşerek, Seyyid Mahmud Hayrani ve Seyyid Hacı İbrahim’in derslerini dinledi, İslam diniyle ilgili çalışmalarını sürdürdü. Bir söylentiye göre medresede ders okuttu, kadılık görevinde bulundu. Bu görevlerinden dolayı kendisine Nasuriddin Hâce adı verilmiş, sonradan bu ad Nasreddin Hoca biçimini almıştır. Onun yaşamıyla ilgili bilgiler, halkın kendisine olan aşırı sevgisi yüzünden, söylentilerle karışmış, yer yer olağanüstü nitelikler kazanmıştır. Bu söylentiler arasında, onun Selçuklu sultanlarıyla tanıştığı, Mevlânâ Celâleddin ile yakınlık kurduğu, kendisinden en az yetmiş yıl sonra yaşayan Timur’la konuştuğu, birkaç yerde birden göründüğü bile vardır. 
Sayfanın Devamını Oku »
Tags: nasreddin hoca, nasrettin hoca
Yorum yok »
Fatih Tarafından Biografi Arşivi Kategorisine Yazıldı
Osmanlı, şair ve yazar. Batı edebiyatının yazın türlerini ilk kez Türk toplumsal yaşamına sokmuştur.
21 Aralık 1840′ta Tekirdağ’da doğdu, 2 Aralık 1888′de Sakız Adası’nda öldü. Asıl adı Mehmed Kemal’dir, Namık adını ona şair Eşref Paşa vermiştir. Babası, II. Abdülhamid döneminde müneccimbaşılık yapmış olan Mustafa Asım Bey’dir. Annesini küçük yaşında yitirince çocukluğunu dedesi Abdüllâtif Paşa’nın yanında, Rumeli ve Anadolu’nun çeşitli kentlerinde geçirdi. Bu yüzden özel öğrenim gördü. Arapça ve Farsça öğrendi. 18 yaşlarında İstanbul’a babasının yanına döndü. 1863′te Babıali Tercüme Odası’na kâtip olarak girdi. Dört yıl çalıştığı bu görev sırasında dönemin önemli düşünür ve sanatçılarıyla tanışma olanağı buldu. 1865′te kurulan ve daha sonra yeni Osmanlılar Cemiyeti adıyla ortaya çıkan İttifak-ı Hamiyet adlı gizli derneğe katıldı. Bir yandan da Tasvir-i Efkâr gazetesinde hükümeti eleştiren yazılar yazıyordu. Gazete, Yeni Osmanlılar Cemiyeti’nin görüşleri doğrultusunda yaptığı yayın sonucu 1867′de kapatıldı. Namık Kemal de İstanbul’dan uzaklaştırılmak için Erzurum’a vali muavini olarak atandı. Bu göreve gitmeyi çeşitli engeller çıkarıp erteledi ve Mustafa Fazıl Paşa’nın çağrısı üzerine Ziya Paşa’yla birlikte Paris’e kaçtı. Bir süre sonra Londra’ya geçerek M. Fazıl Paşa’nın parasal desteğiyle Ali Suavi’nin Yeni Osmanlılar adına çıkardığı Muhbir gazetesinde yazmaya başladı. Ama Ali Suavi’yle anlaşamaması üzerine Muhbir’den ayrıldı. 1868′de gene M. Fazıl Paşa’nın desteğiyle Hürriyet adı altında başka bir gazete çıkardı. Çeşitli anlaşmazlıklar sonucu, Avrupa’da desteksiz kalınca, 1870′te zaptiye nazırı Hüsnü Paşa’nın çağrısı üzerine İstanbul’a döndü. Nuri, Reşat ve Ebüzziya Tevfik beylerle birlikte 1872′de İbret gazetesini kiraladı. Aynı yıl burada çıkan bir yazısı üzerine gazete hükümetçe dört ay süreyle kapatıldı. Namık Kemal gene İstanbul’dan uzaklaştırılmak için Gelibolu mutasarrıflığına atandı. Orada yazmaya başladığı Vatan Yahut Silistire oyunu, 1873′te Gedikpaşa Tiyatrosu’nda sahnelendiğinde halkı coşturup olaylara neden oldu. Bu haberi İbret gazetesinin yazması üzerine o sırada İstanbul’a dönmüş olan Namık Kemal birçok arkadaşıyla birlikte tutuklandı. Bu kez kalebentlikle Magosa’ya sürgüne gönderildi. 1876′da I. Meşrutiyet’in ilanından sonra İstanbul’a döndü. Şura-yı Devlet (Danıştay) üyesi oldu. Kanun-î Esasi’yi (Anayasa) hazırlayan kurulda görev aldı. 1877 Osmanlı-Rus Savaşı çıkınca II. Abdülhamid’in Meclis-i Mebusan’ı kapatması üzerine tutuklandı. Beş ay kadar tutuklu kaldıktan sonra Midilli Adası’na sürüldü. 1879′da Midilli mutasarrıfı oldu. Aynı görevle 1884′te Rodos, 1887′de Sakız Adası’na gönderildi. Ertesi yıl burada öldü ve Gelibolu’da Bolayır’da gömüldü.
Sayfanın Devamını Oku »
Yorum yok »
Fatih Tarafından Biografi Arşivi Kategorisine Yazıldı
Türk, mimar. Dünyanın en büyük yapı sanatçılarından biridir.
Kayseri’nin Ağırnas köyünde doğdu, 17 Temmuz 1588′de İstanbul’da öldü. Doğum tarihi kesin değildir. Ailesine ve yaşamına ilişkin kimi zaman yetersiz ve çelişkili bilgiler, çağdaşı Sâi Mustafa Çelebi’nin onun ağzından yazdıklarına, mimarbaşı olduğu dönemden kalan yazışmalara, kendi vakfiyesine ve yazarı bilinmeyen belge ve kitaplara dayanmaktadır. Kaynaklara göre Sinan, I. Selim (Yavuz) padişah olduktan sonra başlatılan ve Rumeli’de olduğu gibi Anadolu’dan da asker devşirmeyi öngören yeni bir uygulama uyarınca 1512′de devşirilerek İstanbul’a getirildi. Orduya asker yetiştiren Acemi Oğlanlar Ocağı’na verildi, 1514′te Çaldıran Savaşı’nda 1516-1520 arasında da Mısır seferlerinde bulundu. İstanbul’a dönünce Yeniçeri Ocağı’na alındı. I. Süleyman (Kanuni) döneminde 1521′de Belgrad, 1522′de Rodos seferlerine katıldı, subaylığa yükseldi. 1526′da katıldığı Mohaç seferinden sonra zemberekçibaşı (baş teknisyen) oldu. 1529′da Viyana, 1529-1532 arasında Alman, 1532-1535 arasında da Irak, Bağdat ve Tebriz seferlerine katıldı. Bu son sefer sırasında Van Gölü’nün üstünden geçecek üç geminin yapımını başarıyla tamamlaması üzerine kendisine haseki unvanı verildi. 1536′da Pulya (Puglia) seferlerine katıldı. 1538′de yer aldığı Karabuğdan (Moldovya) seferi sırasında Prut Irmağı üstünde yaptığı bir köprüyle dikkatleri üstüne çekti. Bir yıl sonra mimar Acem Ali’nin ölümü üzerine onun yerine sermimaran-ı hassa (saray baş mimarı) oldu. Günümüzdeki bayındırlık bakanlığına eş düşen bu görevi ölümüne değin sürdürdü.
Sayfanın Devamını Oku »
Yorum yok »
|